Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum <p><img src="https://tnum.org.tr/public/site/images/admin/mceclip0-9520bcc1c0214440effafac35021d098.jpg" width="570" height="144" /></p> <p>Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı, 11 Nisan 2014 tarihinde, Akdeniz Kent Araştırmaları Merkezi’nin ev sahipliğinde Mersin Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Kuruluş Çalıştayı ile kurulmuştur. Söz konusu buluşma, Türkiye’de kentsel morfoloji alanında yapılan çok sayıda değerli çalışmayı paylaşmak ve değişik kurum ve kuruluşlarda, bu alanın farklı boyutları/yönlerine yönelik çalışmalar sürdüren değişik alanlardan biliminsanlarının iletişimini sağlamak, geleceğe yönelik ortak çalışma ve işbirliklerini tartışmak, bu alandaki çalışmaları uluslararası işbirlikleri, diğer bölgesel ağlar ve ISUF ile ilişki içinde genişletmek amacıyla yapılmıştır. Bu nedenle, söz konusu ilk toplantı, “Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı Kuruluş Çalıştayı” olarak adlandırılmıştır.<br /><br />Kuruluşundan sonra ilki 2015 yılında Mersin Üniversitesi, ikincisi 2018 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ve üçüncüsü 2021 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde olmak üzere 3 ulusal sempozyum düzenleyen Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı, ISUF'un (International Seminer on Urban Morphology) her yıl düzenlediği uluslararası konferanslara da en fazla katılım sağlayan yerel ağlardan olmuştur. Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı’nın, 2023 yılında düzenleyeceği 4. Kentsel Morfoloji Sempozyumu’na Konya Teknik Üniversitesi ev sahipliği yapacaktır.<br /><br />Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı’nın kurulmasından sonra Türkiye’de son yıllarda kentsel morfoloji alanındaki araştırmaların ve tez çalışmalarının arttığı, bu çalışmaların yayına dönüştüğü görülmektedir ve kentsel morfoloji, Türkiye’de bir çalışma alanı olarak yaygınlaşmaktadır. 2021 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 3. Kentsel Morfoloji Sempozyumu’nda alınan kararlar doğrultusunda, çalışmalarını kentsel morfoloji alanında sürdüren genç araştırmacıların çalışmalarını paylaşmalarına olanak sağlamak, yeni araştırmaları teşvik etmek ve kentsel morfoloji alanın sağladığı araştırma yaklaşımlarının Türkiye’deki araştırmacılarca tartışılmasına zemin oluşturmak amacıyla, düzenli olarak gerçekleştirilecek “Kentsel Morfoloji Konuşmaları” başlatılmıştır. Ayrıca, çalışmalar için Türkçe kaynak oluşturacak bir sözlük çalışması da Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı tarafından yürütülmektedir.<br /><br />Kentsel Morfoloji Konuşmaları, sözlük çalışması ve araştırma ağının her türlü etkinlik ve çalışması, kentsel morfoloji alanına ilgi duyan ve katkı sağlamak isteyen tüm araştırmacılara açıktır.<br /><br />Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı tarafından gerçekleştirilecek her türlü etkinlik ve çalışma hakkında güncel bilgiye bu web sayfasından ve sosyal medya hesaplarından (Twitter: @tnum_tr, Instagram: tnum_tr) ulaşılabilir.</p> Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı (TNUM) tr-TR Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı ORGANİZMA’dan HABİTAT’a “Süreklilik-süreksizlik, yıkım-yapım, kopuş-işgal” https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/440 <p>.</p> Beyza Karadeniz Telif Hakkı (c) 2026 Beyza Karadeniz https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 Türkiye’de Bir Araştırma Alanı Olarak Kentsel Morfoloji: Bir Tanıklık ve Gelişim Çerçevesi Düşündüklerim, Düşündürdükleri https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/382 <p>....</p> Ayşe Sema Kubat Telif Hakkı (c) 2026 Ayşe Sema Kubat https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 3 24 Urban Morphology: What Is It and What Is It Not? Kentsel Morfoloji: Nedir ve Ne Değildir? https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/386 <p>.</p> Vítor Oliveira Telif Hakkı (c) 2026 Vitor Oliveira https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 25 30 Yıllar İçinde Trabzon’un Kentsel Değişimine Bir Bakış https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/388 <p>.</p> Mustafa Reşat Sümerkan Telif Hakkı (c) 2026 Mustafa Reşat Sümerkan https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 31 51 Urfa’nın Neolitik Dönem Kutsal Mekânları Üzerinden Mekânsal Sürekliliğin Tipomorfolojik Okuması https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/391 <p>Urfa kenti, Neolitik Dönem’den itibaren kutsal mekânlarıyla öne çıkan ve bu özelliğini tarihsel süreç boyunca sürdüren yerleşim alanlarından biridir. Kent, tarihsel sürekliliği boyunca yalnızca bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda inanç sistemlerinin şekillendiği, sembolik anlamlarla yüklü mekânların oluştuğu bir kültürel merkez olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, Urfa il sınırları içerisinde yer alan Neolitik Dönem höyüklerinde tespit edilen kutsal mekânları tipomorfolojik bir bakış açısıyla inceleyerek, bu yapıların kent hafızasınd aki biçimsel ve anlamsal sürekliliğini ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında ele alınan kutsal alanlar, coğrafi şekiller, mekânsal form, mimari elemanlar ve alan ölçeği gibi çok boyutlu kriterler üzerinden değerlendirilmiştir. Bu veriler doğrultusunda oluşt urulan tablolar aracılığıyla höyüklerdeki kutsal mekânlara ait ortak tipolojik unsurlar belirlenmiş; bu unsurların zaman içerisindeki morfolojik dönüşümü analiz edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak, Urfa’nın çok katmanlı tarihsel yapısı içinde kutsal mekân ların, hem biçimsel süreklilik gösteren yapılar olarak hem de kentin kolektif belleğini biçimlendiren kültürel unsurlar olduğu görülmüştür. Bu yönüyle çalışma, Urfa Neolitik dönem kutsal mimarisinin kent morfolojisine etkisini ortaya koyan bütüncül ve disi plinler arası bir perspektif sunmaya çalışmaktadır.</p> Efruz Yarennur Sadi Elif Yeşim Kösten Telif Hakkı (c) 2026 Efruz Yarennur Sadi- Elif Yeşim Kösten https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 57 73 Çekirdekten Çevreye: İlkokul Yerleşkesi Ve Mahalle Etkileşimi Doğrultusunda Kentsel Morfolojinin Analizi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/392 <p>Kentsel morfoloji, kentlerin fiziksel yapısını, bu yapıyı oluşturan unsurları ve unsurların birbiriyle olan ilişkilerini incelemektedir. Kenti, kentteki yaşam formlarını mikro ve makro düzeydeki dinamiklerini anlamak için mahalle temel yapı taşı olarak tar iflenmektedir. Dolayısıyla, bir kenti anlamak için mahalle veya mahalleler yol gösterici olmasından hareketle kentin çekirdeği olarak görülebilmektedir. Mahallenin çekirdeği; başka bir deyişle mahalleyi tanımlayan işlev birimini ise ilkokul yapıları oluştu rmaktadır. Bir mahallede öğrencinin ilkokula yaya erişim mesafesi olarak belirlenen 500 -800 metrelik yarıçaptan oluşan daire mahallenin mekânsal büyüklüğünü ve sınırlarını kuramsal olarak tanımlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada kent -mahalle-ilkokul kavram ları arasındaki ilişki silsilesinden hareketle, kentsel morfolojiyi mahalle ve mahalleyi tanımlayan ilkokul ve yakın çevresi arasındaki etkileşimler üzerinden incelemek amaçlanmaktadır. Çalışmada; betimsel araştırma yöntemi ve döküman analiz tekniği kullan ılmıştır. İlkokul, yakın çevresi ve mahalle üzerinden bir okumanın yapılacağı bu çalışmada, çekirdekten (ilkokul) bütüne (mahalle) birbirlerini etkileyen ve birbirlerinden etkilenen fiziksel yapıya ilişkin durumlar sorgulanmıştır. Bu sorgulamada kentsel mo rfoloji; ulaşım ağı, yapı tipolojisi, bina yoğunluğu, doluluk -boşluk oranı, açık alan sistemleri, yapı -yol ilişkisi, mekânsal hiyerarşi ve eşik noktaları kavramlar üzerinden okunmuştur. Söz konusu sorgulama; iki farklı ülkede yer alan ve farklı yoğunluklar a sahip ilkokul yapısı ve yakın çevresi mekânsal komşuluk birimi bağlamında üzerinden ele alınmıştır. Yapıların seçiminde son on beş yılda inşa edilmiş olması, yapılara ilişkin açıklama, çizim, görsel ve hava fotoğraflarının erişilebilir olmasına dikkat ed ilmiştir. Çalışmada ilkokul yapılarının yalnızca bir eğitim mekânı olmanın ötesinde mahalle dokusunun şekillenmesinde kritik bir rol oynayabildiği ve mahallenin morfolojik dokusuna benzer şekillenebildiği görülmüştür. Mahallelerin fiziksel ve sosyal dokusu nu biçimlendiren ilkokul yapılarının kent bütününde öne çıkan odak noktalarından birisi olabileceği sonucuna varılmıştır.</p> Eda Aktürk Hande Eyüboğlu Telif Hakkı (c) 2026 Eda Aktürk- Hande Eyüboğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 75 84 Kentsel Morfolojinin Süreklilik ve Süreksizlik Paradigması: Rem Koolhaas’ın “Delirious New York” Eseri Üzerinden Bir Kentsel Habitat Analizi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/393 <p>Kentler, zaman içerisinde çeşitli dinamiklerin etkisiyle biçimlenen, süreklilik ve süreksizlik arasındaki gerilimle evrilen karmaşık yapılar olarak varlık göstermektedir. Süreklilik, bir kentin kimliğini ve tarihsel sürekliliğini korumasını sağlarken, süreksizlik yeni mekânsal düzenlerin ve işlevsel dönüşümlerin ortaya çıkmasına olanak tanımaktadır (Koolhaas, 1997). Bu ikili ilişki, kentsel morfolojinin temel paradigmalarından biri olarak, şehirlerin hem geçmişle bağlarını sürdüren hem de geleceğe yönelik y enilikçi formlar yaratan bir denge arayışı içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Süreklilik ve süreksizlik arasındaki bu etkileşim, kentsel habitatların mekânsal, sosyal ve kültürel gelişim süreçlerinin anlaşılması için kritik bir kavramsal çerçeve sunmaktadır.Çalışma, kentsel morfolojinin süreklilik süreksizlik paradigmasını Rem Koolhaas’ın ‘Delirious New York’ eserindeki kentsel analiz metodolojisi üzerinden inceleyerek, Trabzon örneğinde yeniden yorumlamayı amaçlamaktadır. Koolhaas’ın metropoliten kent dinamiklerine getirdiği perspektif, Trabzon’un tarihsel ve mekânsal gelişim süreçlerine uyarlanarak, şehir dokusunun çeşitli dönüşümler ve kopuşlar aracılığıyla nasıl evrildiğini anlamaya yönelik bir bakış açısı sunmaktadır.Çalışma Koolhaas’ın metodolojisi çe rçevesinde Trabzon’un tarihsel dokusunu çevreleyen dönüşümleri inceleyerek, kentsel süreklilik ve süreksizlik öğelerinin bir arada varoluşunu irdelemektedir. Koolhaas’ın Manhattan üzerinden gerçekleştirdiği analiz ile ortaya koyduğu yoğunluk, dönüşüm ve ko puş temelli morfolojik dinamikler, Trabzon’un kentsel yapısındaki benzer örüntülerle karşılaştırılmaktadır. Çalışmada Koolhaas’ın analizleri üç parametrede ele alınmıştır. Bunlar Koolhaas’ın Manhattan üzerinde ele aldığı kentin katmanlı yapısının incelenmesi, ikonik projelerin incelenmesi ve yoğunluk -çeşitlilik analizlerinin Trabzon ölçeğinde incelenmesine dayanmaktadır. Bu bağlamda, kentsel dokunun süreklilik ve süreksizlik kavramları üzerinden Kentsel Morfolojinin Süreklilik ve Süreksizlik Paradigması: Rem Koolhaas’ın “Delirious New York” Eseri Üzerinden Bir Kentsel Habitat Analizi</p> Muhammed Enes Öksüz Nihan Canbakal Ataoğlu Telif Hakkı (c) 2026 Muhammed Enes Öksüz- Nihan Canbakal Ataoğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 87 102 Bourdieu’nün Habitus Kavramı Işığında Mimari ve Kentsel Mekânın Toplumsal İnşası: Ankara Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/394 <p>Konut olgusu, mekânsal özellikler ve mahalle içindeki gündelik yaşam örüntüleri arasındaki ilişki özünde birbirine bağlıdır. Son otuz yılda, konut çevresine dair tartışmalar fiziksel alanın ötesine geçmiş ve sakinlerin gündelik deneyimlerini etkilemiştir. Türkiye’nin mahalle ölçeğinde kentleşme yaklaşımını yeniden ele alan bu çalışma, Bourdieu’nün habitus kavramını kullanarak, mahalle sakinlerin yaşam biçimleriyle mimari ve kentsel mekânları arasındaki kesişimi irdelemekte ve mahalle mekânlarını “mekânsal h abitus” olarak konumlandırmaktadır. Burada temel amaç, mimari mekânların sakinlerin yaşamlarını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymak, yaşam örüntülerindeki farklılıkları incelemek ve mekânsal yapının yaşam kalitesini nasıl etkilediğini değerlendirmektir. Habitus, insanların yaşam tarzlarını, beğenilerini, tercihlerini ve etkileşim biçimlerini belirleyen içselleşmiş eğilimler bütünüdür. Mimari mekân, bu eğilimlerin ortaya çıkması ve yeniden üretilmesiyle doğrudan ilişkilidir. İkinci olarak, Bourdieu toplumsal hayatta “sermaye” kavramının - ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermaye - belirleyici olduğunu belirtir. Mimarlık kültüründe, mekânın tasarımı veya konumu, belirli bir estetik beğeni düzeyini ve statüyü sembolize edebilir. Bu semboller, insanlar içi n kültürel veya sosyal üstünlük işaretleri haline gelebilir. Mahalle ise tüm bunların şekillendiği ve bunları şekillendiren mekanlar bütünüdür. Son olarak, yapı ve eylem arasındaki ilişki bağlamında habitus, bir yandan toplumsal yapılar tarafından biçimlen ir; diğer yandan da bireylerin eylemlerini biçimlendirir. Mimari mekân bu strüktür ve pratik ilişkisi açısından, kullanılması ve dönüştürülmesi sürecinde toplumsal yapının belirlediği kalıplar ile o mekânda yaşayan insanların gündelik pratikleri arasında ç ift yönlü etkileşim sunar. Bu bağlamda, çalışma mekânın hem tipolojik hem de morfolojik yapısını şekillendiren ana unsurları bu mekân -habitus ilişkisiyle tartışmakta ve Ankara’yı şekillendiren bahçe şehir mahalle yapılarına odaklanarak, Yenimahalle örnekli ğinde mahalle mekânın ortaya çıkışı ve dönüşümünü incelemektedir. Böylece Türkiye’deki mahalle olgusunun mekânsal dönüşümünü tarihsel ve tipomorfolojik analiz yoluyla incelemekte ve bu sosyo -mekânsal dönüşümlere dair sakinlerin perspektiflerini anlamadaki eksikliği gidermeyi amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, mahallenin geçmişten gelen ve günümüze kadar hala devam 105 Bourdieu’nün Habitus Kavramı Işığında Mimari ve Kentsel Mekânın Toplumsal İnşası: Ankara Örneği</p> Merve Okkalı Alsavada Fatma Cânâ Bilsel Telif Hakkı (c) 2026 Merve Okkalı Alsavada- Fatma Cana Bilsel https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 105 122 Mekansal Bağlamda İç Mekan, Mimari ve Planlamada Morfolojik Okumalar https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/395 <p>Morfolojik okumalar; mikro ölçekte iç mekân, mezo ölçekte mimarlık ve makro ölçekte planlama düzeyinde, fiziksel biçimleniş ekseninde ortak bir dilin oluşturulmasına olanak sağlayan nitel ve nicel analiz yöntemlerini içermektedir. Bu okumalar, tasarım ve p lanlama süreçlerine doğrudan girdi sağlayarak, fiziksel çevrenin araştırılmasında etkili bir yöntem olarak kullanılmakta; böylece mekansal kararların bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını mümkün kılmaktadır. Mekansal kararların özellikle parsel, yol ve bi na ilişkileri düzleminde oluşturduğu bağıntılar, parsel üzerindeki mimari biçimlenişi ve bu bağlamda ortaya çıkan tipomorfolojik özellikleri doğrudan etkilemektedir. Mimari biçimleniş, iç mekân organizasyonunu da belirlemekte; b öylece kamusal, yar ı kamusal, yarı özel ve özel alanlar aras ındaki hiyerar şinin morfolojik ve tipolojik olarak b ütüncül bi çimde analiz edilebilmesine olanak tan ımaktadır. Bu bağlamda, disiplinler arası çalışmaların önemi artmakta; iç mekan, mimari ve kentsel planlama disiplinlerinin bir arada çalışmasıyla kentlerin gelişiminin doğru biçimde analiz edilmesi sağlanmaktadır. Mimari biçimlenişin, mevcut doku ile uyumlu prosedürel tipolojik süreçlerle ele alınması, ardından iç mekânın bu süreçten beslenerek biçimlenmesi, kapsamlı morfoloji k araştırmaları gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, disiplinler arası etkileşim bağlamında yukarıda belirtilen üç ölçek arasında gerçekleştirilebilecek ortak morfolojik okuma yöntemlerini Lefkoşa kenti üzerinden örnekleyerek tartışmaktır. Yöntemsel olarak, makro ölçekte Lefkoşa Suriçi bölgesinde tarihsel -coğrafi yaklaşımlar benimsenmiş; morfolojik bölgeleme ise bina dönem özellikleri, genetik plan birimleri ve arazi kullanımı kriterleri doğrultusunda yapılmıştır. Bu bölgeleme sonucunda, homojen yapısı dolayısıyla Samanbahçe Mahallesi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Söz konusu alanda, parsellerin yol ile ilişkisi ve mevcut bina izlerinin biçimsel oluşumu tipomorfolojik yöntemlerle analiz edilmiştir. Bu ba ğlamda, ana bina tipolojilerinin cephe d üzenleri üzerinden nas ıl ele al ındığı ve zaman içerisinde nasıl dönüştüğü irdelenmiş; oranların bina bi çimlenişi üzerindeki etkileri ortaya konmu ştur. İç mekân ölçeğinde ise mek ânsal organizasyon, plan tiplerinin eklemlenme ve b ölünme biçimleriyle birlikte tipomorfolojik yöntemler kullanılarak çözümlenmiştir. Sonuç olarak, morfolojik okumaların kent bütünlüğü ile mimari dokunun 125 Mekansal Bağlamda İç Mekan, Mimari ve Planlamada Morfolojik Okumalar</p> Nevter Zafer Cömert Ahmet Murat Saymanlıer Zafer İslam Taşdemir Telif Hakkı (c) 2026 Nevter Zafer Cömert- Ahmet Murat Saymanlıer- Zafer İslam Taşdemir https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 125 135 Suriyeli Göçmenlerin Mekânsal Pratikleri ve Toplumsal Uyum Süreci: Samsun İlkadım’da Mekânın Üretimi Bağlamında Bir İnceleme https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/396 <p>Bu çalışma, Samsun’un İlkadım ilçesinde yaşayan Suriyeli göçmenlerin mekânla kurdukları etkileşimleri ve bu etkileşimin toplumsal uyum süreçlerine etkilerini Lefebvre’in mekânın üretimi teorisi çerçevesinde analiz etmektedir. Araştırmanın amacı, Suriyeli göçmenlerin yerleşim alanlarında geliştirdikleri mekânsal pratiklerin; kültürel kimliklerini sürdürme, yerel toplumla etkileşim kurma ve toplumsal uyum sağlama süreçlerine nasıl katkı sunduğunu incelemektir. Bu bağlamda Lefebvre’in mekânsal üçlemesi (algılanan, tasarlanan ve yaşanan mekân) temel alınarak, göçmenlerin mekânı nasıl algıladıkları, tasarladıkları ve deneyimledikleri analiz edilmiştir (bkz. Lefebvre, 1991). Bu üçlemeli çerçeve, sadece fiziksel değil aynı zamanda sosyal ilişkiler aracılığıyla inşa edilen bir mekân anlayışını ortaya koyar (Purcell, 2002). Araştırma kapsamında nitel yöntemler benimsenmiş; veri toplama sürecinde doküman analizi, derinlemesine görüşme ve katılımcı olmayan gözlem teknikleri kullanılmıştır. Görüşmeler İlkadım ilçesinde yaşayan Suriyeli göçmenler ve yerel halk ile gerçekleştirilmiş; katılımcıların sosyo-mekânsal deneyimleri ile mekânı kullanma ve üretme pratikleri detaylı olarak incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, Suriyeli göçmenler, yeni yerleşim alanlarında hem kültürel kimliklerini sürdürmekte hem de kentsel mekân üzerinde çeşitli dönüşümler gerçekleştirmektedir. Görüşmeler, göçmenlerin yerel halkla ilk dönemlerde daha olumlu ilişkiler kurduklarını, ancak zamanla bu iletişimin zayıfladığını ortaya koymuştur. Özellikle kültürel farklılıklar ve dil engelleri, bu iletişimi sınırlayan başlıca faktörlerdir. Genel olarak değerlendirildiğinde, Suriyeli göçmenlerin Samsun’un İlkadım ilçesindeki mekânsal etkileşimleri hem toplumsal uyum hem de kültürel kimliklerini koruma süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Lefebvre’in mekânsal üçlemesi ışığında bu grupların mekâna yönelik algıları, müdahaleleri ve deneyimleri; mekânın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir üretim süreci olduğunu göstermektedir. 2021 yılından itibaren artan toplumsal gerilimler ve ardından gelen mekânsal düzenlemeler, Suriyelilerin sosyal, mekânsal, ekonomik, psikolojik ve politik boyutlarda derinden etkilenmesine neden olmuştur. Bu süreçte, algılanan, tasarlanan ve Suriyeli Göçmenlerin Mekânsal Pratikleri ve Toplumsal Uyum Süreci: Samsun İlkadım’da Mekânın Üretimi 139 Bağlamında Bir İnceleme</p> Damla Karagöz Telif Hakkı (c) 2026 Damla Karagöz https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 139 155 İstanbul’da İri Yapı Adalarında Yüksek Konut Bloklarıyla Örgütlenen Yerleşmelerin Kentsel Mekâna Etkisi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/397 <p>Kentleri ve kentleri oluşturan yapıları bir ekosistemdeki organizmalar olarak düşünebiliriz. Ekosistemler sıklıkla, yaşam ortamlarına sonradan dahil olan ve çeşitli etkenlerle aşırı çoğalan “yabancı türler” ile gündeme gelir. Temas edilen yabancı türün anl aşılabilmesi için anatomisinin incelenmesi, farklı bir ekosistemde görülme sebeplerinin anlaşılması ve nihayetinde istilacı bir karakterinin olup olmadığının tespit edilmesi gibi bir dizi çalışma yapılması gerekir. Neticede bu türün yabancı olduğu ekosiste mi nasıl dönüştüreceği ve etkilerinin neler olabileceği kritik öneme sahip sorulardır. Bu bağlamda, İstanbul’da erken örneklerini 1990’lı yılların ortalarında görmeye başladığımız, 2000 yılı sonrasında ekonomik büyümede öncelik verilen ve kitlesel konut st okunda baskın konut tipine dönüşen yüksek konut bloklarını konu edinen bildiri, kentsel morfoloji ve konut tipolojisi arasındaki ilişki üzerinden kentsel mekânının değişimini anlamaya yönelir. Çalışma kapsamında ikametin alışılagelen ölçekten farklılaşara k örgütlendiği yüksek konut bloklarının kentsel örüntüye etkisini değerlendirmek üzere morfolojik ve tipolojik çözümlemeye başvurulur. İstanbul’da 2000 yılı sonrasında özel sektör tarafından üretilen, yerleşme sınırları içerisinde sadece konut işlevli blok lardan oluşan, 500 konut ve üzeri kapasiteye sahip, 60 konut yerleşmesi ele alınır. İncelenen her konut yerleşmesinde, bina yüksekliği 51,50 metreyi (17 kat ve üzeri) geçen bir ya da birden fazla yüksek konut bloğu bulunur. 48’i Avrupa yakasında, 12’i Anad olu yakasında konumlanan yerleşmelerin her biri için tamamı kamuya açık kaynaklar üzerinden (ilgili web sitesi, proje kataloğu gibi) elde edilen ham veriler baz alınarak araştırmaya uygun tekniklerle görselleştirilen, yerinde tespit ve gözlemlerle destekle nmiş bilgi föyleri hazırlanır. 2000’li yıllarda farklı ülkelerde kentsel yapı stoku ve konut  Bu bildiri, MSGSÜ Mimarlık Anabilim Dalı’nda 2024 yılında Prof. Dr. Özgür Bingöl’ün danışmanlığında tamamlanan “İstanbul’da 2000 Yılı Sonrasında Üretilen Yüksek Konut Bloklarının Kentsel Mekân ve Blok Planı Üzerinden Değerlendirilmesi” başlıklı doktora tezinden derlen miştir. 157 İstanbul’da İri Yapı Adalarında Yüksek Konut Bloklarıyla Örgütlenen Yerleşmelerin Kentsel Mekâna Etkisi</p> Dilvin Hazal Akkaya Usman Telif Hakkı (c) 2026 Dilvin Hazal Akkaya Usman https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 157 174 Antroposen Çağı’nda Yıkımın Boşluğu https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/398 <p>İnsan, çeşitli neden ve biçimlerle yaşadığı gezegene sürekli müdahale halindedir. Doğal çevrenin maruz kaldığı negatif etkiler gelecekte yaşam için bir tehdit oluştururken, mevcut yapılı çevreye dair yıkıcı etkiler de güncel kentsel yaşamı tehdit etmekte v e sosyal, kültürel, ekonomik, politik gerçekliğin ürettiği sonuçlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlunun dünyaya hükmetmesine ilişkin hiperfantazisi, sonuçlarının tedavisi zor bir sürece doğru sürüklenmektedir. Sanayi Devrimi sonrası başladığı varsay ılan ‘Antroposen Çağı’ ise, geniş bir perspektiften, insanoğlunun yeryüzü ile olan ilişkisel durumunun ve yaşadığı evreni şekillendirmedeki rolünün etkilerini, zamansallık düzleminden ifade etmeye çalışmaktadır. Bağlamla örtüşür biçimde, son yıllarda uluslararası politik süreçlerin de etkisiyle kentler, soğuk savaş dönemi sonrası en yıkıcı zamanlarından bazılarına tanıklık etmeye başlamıştır. Antroposen Çağı’nda kent, sadece insanoğlunun edilgen bir özne olduğu; ekolojik, jeolojik, iklimsel, çevresel vb değ işimlerle değil, aynı zamanda şiddetin etken öznesi olduğu çatışma ve/veya savaşlarla da karşı karşıya kalmaktadır. Kent, trajik yıkımlara sahne olmakta ve bu yıkımlar büyük boşluklar üretmektedir. Yıkımın ürettiği bu boşluk, kentsel boşluğun bilinen anlam larının ötesinde çok trajik ve dikkat çekicidir. Çalışma, Antroposen Çağı’nda çatışma ve/veya savaşların sonucu yıkımın boşluğunu; kavramsal boyutları, kentle kalan ilişiği ve sonuçları üzerinden tartışmayı, betimlemeyi amaçlamaktadır. Çevrimiçi kaynaklardan faydalanılarak elde edilen Gazze ve Mariupol kentlerine ait yıkım manzaraları, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Barthes’in anlamlandırma basamaklarından yararlanılarak analiz edilmektedir. Çalışma, kavramın antroposenik bağlam içerisindeki yerin i, temsiliyet boyutundaki farklılaşmayı ve kentsel bağlamdaki etkilerini ortaya koymaktadır. Yıkımın ürettiği boşluk, yaşamsal hareketi değil, insanoğlunun kentsel/mimari/doğal mekanı yok ederek ürettiği bir yokluğu temsil ederken, imgesel ve zihinsel olar ak kentsel varlığını koruyan bir fenomen olarak da karşımızdadır. Çalışma, boşluk/kentsel boşluk kavramlarının başka türlü bir görme, düşünme, hayal etme olasılığıyla sorgulanması açısından özgün ve güncel bir değerlendirme sunar.</p> Tülay Şamlıoğlu Telif Hakkı (c) 2026 Tülay Şamlıoğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 177 192 Söylem ve İnşa: Bafra Efrahim Ağa Konağı Etrafında Gelişen Kent ve Mimarlık https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/399 <p>Bu çalışma, Kızılırmak Nehri kıyısında konumlanan Bafra kentinin tarihsel kent dönüşümünü ve mimari mirasının yeniden inşasını, Efrahim Ağa Konağı’nı merkezi bir odak olarak ele alarak incelemektedir. Antik Çağ’dan bu yana yerleşim gören Bafra, özellikle 1 9. yüzyılda çok kültürlü yapısıyla dikkat çekmiş; bu dönemde konaklar, apartmanlar ve kamu binalarının inşasıyla kentsel dokuda belirgin dönüşümler yaşanmıştır. Bu bağlamda 19. yüzyılda inşa edilen ve 1989 yılında tescillenen Efrahim Ağa Konağı; mübadele s onrası misafirhane, ortaokul, kız enstitüsü, kız meslek lisesi, öğretmenevi ve Halk Eğitimi Merkezi gibi çok katmanlı işlevlerle toplumsal bellekte önemli bir yer edinmiştir. Bu işlevsel süreklilik, yapının fiziksel olarak korunmasına katkı sağladığı gibi, kent belleğinin canlı kalmasına da zemin hazırlamıştır. Araştırma ağırlıklı olarak sözlü tarih görüşmelerine dayanmaktadır. Bu kapsamda, konak ve çevresinde yaşanan kentin dönüşümü, hâlen yaşayan bir kuşağın tanıklığında değerlendirilmiştir. Gazipaşa Maha llesi’nde yürütülen saha çalışmasında, Efrahim Ağa Konağı çevresindeki 36 tekil yapı belgelenmiş; bunlardan yalnızca 16’sının günümüze ulaştığı tespit edilmiştir. Bulgular, 20. yüzyıl öncesinde mahallenin çoğunlukla bahçeli, bir ya da iki katlı, ahşap ve k agir yapılardan oluştuğunu ve konut ile üretim alanlarının iç içe geçtiğini göstermektedir. Ancak zamanla bu dokunun büyük ölçüde yok olduğu; tünellerin doldurulduğu, bahçelerin kaybolduğu ve sokak yapısının dönüşüme uğradığı anlaşılmaktadır. Bu çalışma, yalnızca fiziksel kalıntılar üzerinden değil, toplumsal belleğin izleriyle de kent tarihinin okunabileceği düşüncesinden hareketle, Bafra’nın kaybolan kültürel hafızasına dair bütüncül bir panorama sunmayı amaçlamaktadır.</p> Feyzanur Azar Evrim Düzenli Telif Hakkı (c) 2026 Feyzanur Azar- Evrim Düzenli https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 195 204 Bir Kentsel Bellek Mekânının Sosyal Medyada Temsili: Kahramanmaraş İl Özel İdaresi Binası’nın Yıkımı Üzerine Eleştirel Bir İnceleme https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/400 <p>Eleştiri, geçmişten günümüze hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Eleştirinin oluşumunda, alanında uzman olan eleştirmenler ya da uzmanlığa dayanmaksızın bireysel deneyim ve bakış açılarına dayanarak fikirlerini ifade eden eleştirenler rol oynamıştır. Eleştiriler bireylerin birbirlerinden ve çevresinden etkilenerek şekillenmektedir. Kimi zaman bu etkilenme, bireylerin algılarını yönlendirerek, onları belirli düşünce kalıplarına hapsetmekte ve koşullandırma olarak nitelendirilebilecek fikirsel benzeşimleri ortaya çıkarmaktadır. Bu durum sosyal medyanın da etkisiyle bireylerin bağımsız düşünme yetilerini de etkilemektedir. Sosyal medyada insanların fikirlerini kolaylıkla paylaşabilmesi, doğru yorumların yanı sıra yanlış yorumların da hızlıca yayılmasına neden olmuştur. Eleştiriler estetik ve düşünsel yargıları şekillendirerek belirli düşünce kalıplarının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Mimarlık disiplini de doğası gereği bu düşünce kalıplarından etkilenmektedir. Kentsel bir bellek ögesi olan ve sosyal medyada dünyanın en çirkin binası olarak anılan Kahramanmaraş İl Özel İdare Binası bu bağlamda incelemeye değerdir. Bu bina, toplumun estetik beğenilerine hitap etmedği i gerekçesiyle mimari ve/veya mimari olmayan eleştirilere maruz kalmıştır. Söz konusu bu bina aynı zamanda sosyal medyada da mimar olmayan kişiler tarafından estetik kaygıları yeterince karşılamadığı için eleştirilerin odak noktası olmuştur. Yapay Zekâ Destekli Kentsel Tasarım Kararlarının Mardin Tarihi Kent Merkezi ve Yenişehir Bağlamında Değerlendirilmesi&nbsp;</p> Ceren Gençoğlu Burcu Kenanoğlu Gürkan Topaloğlu Telif Hakkı (c) 2026 Ceren Gençoğlu- Burcu Kenanoğlu- Gürkan Topaloğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 207 229 Bir Kayboluş İnşası: Kenan Yavuz Etnografya Müzesi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/401 <p>Çalışma; kırsal alanda iç göç, kültürel değerlerin kaybı ve mekânsal süreksizlik gibi olguların, Kenan Yavuz Etnografya Müzesi örneği üzerinden nasıl yeniden inşa edildiğini eleştirel bir bakış açısıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Kırsal alandaki iç göçü engellemek ve kaybolan değerleri koruma amacıyla kurulan bu müze, aynı zamanda oluşum süreci ve mekânsal müdahaleleriyle süreklilik, süreksizlik, yıkım, yapım, kopuş, işgal gibi kavramlara karşılık gelen dinamikleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu bağlamda çalışma; nitel yöntemle gerçekleştirilmiş, kayboluşu niteleyen alt kavramlar olarak yıkım, süreksizlik ve kopuş kavramları tanımlanmış; belirlenen kavramlar, müzenin mekânsal birimleriyle ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Çalışmanın temel soruları; bu kavramların müzedeki mekânsal karşılığının ne olduğu ve müzedeki mekânsal müdahaleler üzerinden nasıl anlamlandırılabileceğidir. Bu bağlamda çalışma, müzedeki üç temel mekânsal birime; Su Değirmeni, Köy Evi ve Geleneksel Çarşı mekânlarına odaklanarak bu mekânların kayboluşun yeniden inşasındaki rollerini incelemektedir. Su Değirmeni, baraj tehdidi nedeniyle yok olma riski taşıyan bir yapı olarak müzeye taşınmış; bu sayede fiziksel varlığı korunmuş ancak bağlamından koparılarak mekânsal süreksizliğe neden olmuştur. Köy Evi, kurucu ailenin yıkılan evinin rekonstrüksiyonu olarak inşa edilmiş; kişisel belleğin temsili üzerinden yıkım ve kopuş kavramlarını barındırmaktadır. Geleneksel Çarşı ise geçmişteki sosyal ve ekonomik ilişkileri yansıtma amacı taşısa da bugün artık var olmayan kişilere ve dükkanlara ait temsiller üzerinden süreksizliği yeniden üretmiştir. Müze, kırsal yaşama dair belleği koruma ve geçmişi bugüne taşıma iddiasıyla hareket etse de mekânsal müdahaleler, özgün bağlamların kaybına ve mekânın temsil ettiği anlamların zayıflamasına neden olmuştur. Bu durum, müzenin bir “hatırlama” mekânından çok, bir “yeniden inşa” mekânına dönüştüğünü göstermektedir. Çalışma aracılığıyla ulaşılan bulgular, Kenan Yavuz Etnografya Müzesi’nin koruma iddiasını yeniden * Bu metin, yazarın Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı’nda yapmakta olduğu doktora tez çalışmasından üretilmiştir. Bir Kayboluş İnşası: Kenan Yavuz Etnografya Müzesi</p> Şule Sinem Sürdem Asu Beşgen Telif Hakkı (c) 2026 Şule Sinem Sürdem- Asu Beşgen https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 231 247 Küçük Kentlerde Üniversite İle Dönüşen Kent ve Kentlilik: Amasya’da Süreklilik ve Süreksizlik Üzerine Bir İnceleme https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/402 <p>"Üniversitelerin küçük ve orta ölçekli kentlerdeki varlığı, mekânsal, sosyal ve ekonomik dinamiklerde çok katmanlı dönüşümleri tetiklemektedir. Bu makale, üniversitenin kentsel morfoloji üzerindeki etkilerini mekânsal süreklilik- süreksizlik bağlamında ele almaktadır. Çalışma, TÜBİTAK 1001 kapsamında yürütülen, 324K238 numaralı, “Küçük Kentlerin Yeniden Şekillenmesinde Üniversitenin Rolü (ÜniKent)” başlıklı projenin Amasya pilot uygulamasına dayanmaktadır. Üniversitenin kentsel organizmayı nasıl dönüştürdüğü, bu dönüşümün yerel halk, esnaf ve öğrenciler tarafından nasıl algılandığı (i) yarı yapılandırılmış görüşmeler, (ii) öğrencilerle yürütülen çalıştaydaki mekânsal analizler, (iii) öğrenci anketleri ve (iv) paydaş odak görüşmeleri olmak üzere dört aşamalı veri setiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, Amasya Üniversitesi çevresinde oluşan yeni alt merkezin ekonomik hareketliliği artırırken kent genelinde sosyal ve mekânsal süreksizlikler yarattığını göstermektedir. Öğrencilerin kente kültürel çeşitlilik ve canlılık getirdiği genel kabul görse de bazı yerel sakinler konut piyasasındaki baskılar ve geleneksel kimliğin dönüşümü konusunda endişeli olduğunu belirtmektedir. Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, “sızıntı noktaları” olarak tanımlanabilecek, yerel halk ve öğrenciler arasında fiziksel ve sosyal kopuşların yoğunlaştığı mekânlardır. Bu alanlar, kentte süreksizliğin mekânsal olarak görünür hale geldiği, sosyal etkileşimin zayıfladığı bölgeleri işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, üniversite-kent Küçük Kentlerde Üniversite ile Dönüşen Kent ve Kentlilik: Amasya’da Süreklilik ve Süreksizlik Üzerine Bir İnceleme 249"</p> Melis Oğuz Çevik Burcu Soygüzeloğlu Selin Aslan Şenol Telif Hakkı (c) 2026 Melis Oğuz Çevik- Burcu Soygüzeloğlu- Selin Aslan Şenol https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 249 266 Kuruçeşme Mahallesi: “Kent İçi Ötekilik” ve Tampon Bölge Oluşumları Üzerine Fenomenolojik Bir İnceleme https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/403 <p>"Kentler, tarih boyunca yaşanan kriz ortamlarının etkisiyle değişim, dönüşüm ve başkalaşım süreçlerinden geçmiş ve sonucunda günümüz kentleri, tek bir düzlemde tanımlanamayan çok boyutlu ve katmanlı bir yapıya kavuşmuştur. Bu süreçte kentlerin bütününde çeş itli parçalanmalar ve kopuşlar meydana gelmekte; yerler bulundukları kentsel bağlamdan ve dokudan yalnızca fiziksel anlamda kopmakla kalmayıp, ilişkisel, sosyal ve zihinsel kopuşlar yaşayarak da dışlanabilmektedir. Bu durum, çeşitli dışlanma veya dışarıda bırakılma eylemlerinin bir sonucu olarak tampon bölge oluşumlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tampon bölgeler bu bağlamda kent içi ötekiler olarak da nitelendirilebilir. Kentte meydana gelen kopuşlar yalnızca kentsel iç mekanlarda değil, aynı zama nda Conzen'in(1960) tanımladığı biçimiyle 'kent kenarları'nda da gözlemlenebilmektedir. Bu durum, kentsel bütünlük içinde hem fiziksel hem de sosyal anlamda marjinal alanların ve yeni sınırların oluşumuna işaret etmektedir. Çalışma, tarih boyunca yaşanan krizlerin izlerini barındıran ve katmanlı bir dokuya sahip Bursa kentini ele almaktadır. Kentleşmenin başladığı Hisar Bölgesi, sur duvarlarını aşarak zamanla başta Hanlar Bölgesi olmak üzere yeni yerleşim alanlarıyla genişlem iştir. Kuruluş dönemlerinde 'kent kenarı' olarak nitelendirilebilecek Kuruçeşme Mahallesi, günümüzde kent içinde ötekileştirilmiş bir mekan olarak kentsel tampon bölge oluşumuna örnek teşkil etmektedir. Çalışma, nitel araştırma yöntemleri kapsamında fenome nolojik analiz ve tamamlayıcı yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda Mahalle, Norberg -Schulz’ün(1980) ortaya koyduğu “yerin ruhu (genius loci)” kavramı çerçevesinde analiz edilmiştir. Yerinde analizler, farklı gün ve saatlerde gerçekleştirilmiş, mekân kullanımları gözlemlenmiştir. Bu gözlemler, Pink’in(2007) görsel araştırma yöntemlerine dayalı olarak fotoğraflama, haritalama ve diğer görsel anlatım teknikleriyle desteklenmiştir. Kuruçeşme Mahallesi’nin ‘genius loci’ bağlamında fiziksel ve zihinsel düzeyde uğradığı bozunum, alanın tampon bölge niteliği ve bu durumun sebepleri üzerinden analiz edilmiştir. Çalışma, Bursa'nın Kuruçeşme Mahallesi'ni, kent ile kurduğu ilişkilerin zamanla zayıfladığı ve dönüştüğü bir 'kent içi öteki' olarak ele almaktadır. Çalışmayla, mahallenin kentle kurduğu; kopan, zayıflayan, değişen ilişkilerin analiz edilmesi ve araştırma bulgularıyla kaybolan 'yerin ruhu'na dair yeni mekânsal senaryolar ve çözüm önerileri geliştirerek, gelecekteki mü dahalelere bütüncül bir yaklaşım sunmayı hedeflemektedir. 269 Kuruçeşme Mahallesi: “Kent İçi Ötekilik” ve Tampon Bölge Oluşumları Üzerine Fenomenolojik Bir İnceleme"</p> Selen Özgür Tuba Sarı Telif Hakkı (c) 2026 Selen Özgür- Tuba Sarı https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 269 284 Çeper Kuşakları Üzerine Bir İnceleme: Galata Surları ve Kent Morfolojisi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/404 <p>"Haliç ile İstanbul Boğazı’nın kesişim noktasında konumlanan ve Antik Çağlardan itibaren kesintisiz yerleşime sahne olan Galata, topografik yapısı ve ticari işlevleriyle İstanbul’un özgün kent dokularından birini oluşturmaktadır. Ceneviz döneminde son şekli ni alan Galata Surları, yalnızca savunma amacıyla değil, aynı zamanda kentsel formu biçimlendiren mekânsal bir çerçeve olarak işlev görmüştür. Bu çalışma, Galata surlarının tarihsel süreçteki kentsel morfoloji üzerindeki etkilerini, morfogenetik yaklaşıma dayalı olarak çeper kuşaklar (fringe belts) kuramı çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, surların ilk inşa edildiği I. Genişleme Bölgesi örnek alan olarak seçilmiş; Karaköy Meydanı’ndan başlayarak sahil boyunca Haliç Metro Köprüsü’ne, ora dan kuzeye yönelerek Bankalar Caddesi üzerinden yeniden Karaköy Meydanı’na uzanan sınırlar içerisinde tanımlanmıştır. Araştırmada, Galata’daki liman işlevinin tarihsel gelişimi kuruluş, genişleme, özelleşme ve bölgeselleşme olmak üzere dört evrede ele alın mış; her bir evre, kentteki morfolojik dönüşümle eşzamanlı olarak çeper kuşakların yeniden biçimlenmesine yol açmıştır. Bu sürecin mekânsal izdüşümünü belirleyebilmek amacıyla, her dönemi temsil eden dört tarihî harita —1858 tarihli d’Ostoya, 1905 tarihli Goad, 1944 tarihli Schneider -Nomidis ve 1970 tarihli Arnould haritaları —karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Söz konusu haritalar, Galata’nın modernleşme öncesi kentsel dokusunu ayrıntılı biçimde yansıtmakta; surların çevresinde şekillenen mekânsal organiz asyonları görünür kılarak çeper kuşak oluşumlarının tarihsel izlerini takip etme olanağı sunmaktadır. Bu doğrultuda yapılan analizler, Galata’daki çeper kuşak yapısının tarihsel, fiziksel ve işlevsel kırılma noktaları doğrultusunda biçimlendiğini ortaya ko ymaktadır. Kent surları ve sur kapıları, bu süreçte yönlendirici ve belirleyici mekânsal unsurlar olarak öne çıkmıştır. Sonuç olarak, Galata Bölgesi’nin çeper kuşak yapısı hem süreklilik gösteren hem de dönüşen karakteriyle İstanbul’un çok merkezli gelişim modeli içinde okunabilecek özgün bir morfolojik örnek teşkil etmektedir. Bu çalışma, tarihî haritalar aracılığıyla çeper kuşakların izini sürerek, Galata’nın güncel morfolojik yapısının daha derinlemesine anlaşılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir."</p> Elif Ceren Tay Yasemen Say Özer Telif Hakkı (c) 2026 Elif Ceren Tay- Yasemen Say Özer https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 289 305 Siirt Kentinin Morfolojik Evrimi: Süreklilik ve Kopuş Dinamikleri Üzerine Bir Araştırma https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/405 <p>"Kentsel morfoloji, kentlerin yapılı çevreleri ile sosyo-kültürel, tarihi ve ekolojik faktörler arasındaki etkileşimi incelemektedir. Bu çalışma, Siirt’in geleneksel, göç sonrası ve modernleşme etkisiyle oluşan üç farklı yerleşim dokusunu analiz ederek, zamansal katmanlar arasındaki süreklilik ve kopuşları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın yöntemini niteliksel analiz, tipo-morfolojik analiz, CBS tabanlı haritalama oluşturmaktadır. Her bir yerleşim dokusu, sokak ağı, yapı yoğunluğu, parsel düzeni ve açık alan sistemleri açısından karşılaştırılarak, kentsel form üzerindeki süreklilik ve kopuş dinamikleri analiz edilmiştir. Tarihsel haritalar ve saha gözlemleri, zamansal değişimin kentsel morfoloji üzerindeki etkilerini anlamak için kullanılmıştır. Ayrıca, morfolojik sınıflandırma süreçleri, farklı dokuların işlevsel ve geometrik özelliklerini belirlemek amacıyla istatistiksel ve mekânsal analizlerle desteklenmiştir. Analiz bulguları, Siirt’in farklı zamansal katmanlarında meydana gelen mekânsal değişimleri ve bu değişimlerin kentin kimliği üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Bu sonuçların, kentsel morfoloji literatürüne, farklı dönemlerde oluşmuş mekânsal katmanların karşılaştırmalı analizi yoluyla teorik ve metodolojik katkılar sağlaması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, geleneksel dokunun modernleşmeye uyumu, göçlerin kentsel forma etkileri ve modernleşmenin kentsel morfolojiyi dönüştürücü gücü incelenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, kentsel morfolojinin tarihsel ve mekânsal analizine yönelik kapsamlı bir çerçeve sunarak, Siirt gibi yerel dinamikleri güçlü olan kentler için örnek bir yöntem geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, çalışma ile, Siirt’in özgün kentsel morfolojisinin korunması ve geliştirilmesi için öneriler sunulması, çalışma çıktılarının, gelecekte yapılacak çalışmalar için benzer özelliklere sahip Anadolu kentlerine yönelik çıkarımlar sağlaması beklenmektedir."</p> Esra Şırkı Selcen Karaarsalan Telif Hakkı (c) 2026 Esra Şırkı- Selcen Karaarsalan https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 307 321 Van Kentinin Morfolojik Gelişiminde Kentsel Çeper Dinamikleri Üzerine Bir Araştırma: 2011–2024 Dönemi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/406 <p>"Kentleşme süreçleri, doğal ve yapılı çevre arasındaki hassas dengenin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Yeşil alanlar, kentlerin morfolojik yapısının ayrılmaz bir parçası olup, sürdürülebilir kentsel gelişim için çevresel, sosyal ve ekonomik işlevler sağlamaktadır. Ancak, hızla artan kentleşme, yeşil alanların azalmasına ve kent morfolojisinde köklü değişimlere yol açmaktadır. Bu bağlamda, Van’ın 2011 yılında yaşamış olduğu deprem ve 2012 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası sonrası yaşadığı kentsel ve yönetsel değişim süreçleri, yeşil alanlar ve kent morfolojisi arasındaki ilişkiyi incelemek açısından önemli bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu çalışma, 2011 Van Depremi ve 2012’de yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası’nın Van kentinin kentsel gelişim süreçleri ve morfolojik yapısı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Araştırmanın amacı, Van’ın İpekyolu, Tuşba ve Edremit ilçelerine odaklanarak kentsel çeperlerdeki büyüme dinamiklerini, arazi kullanımı değişimlerini ve fonksiyonel dönüşümleri analiz etmektir. Bu bağlamda, kentsel büyümenin yönü, yapı yoğunluğundaki artış, yeşil alanlardaki değişim ve Van Gölü kıyısındaki rekreasyonel alanların dönüşümü gibi temel unsurlar değerlendirilmektedir. Çalışma, ayrıca çeper bölgelerdeki morfolojik değişimlerin mekânsal bağımlılık özelliklerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma kapsamında mekânsal analiz ve uzaktan algılama yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Landsat ve Sentinel-2 uydu görüntüleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) araçlarıyla analiz edilerek Van’ın 2011, 2015, 2020 ve 2024 yıllarındaki kentsel büyüme süreci haritalandırılmıştır. Uydu görüntülerinden türetilen NDVI (Normalized Difference Vegetation Index) ve NDBI (Normalized Difference Built-up Index) gibi mekansal indeksler, yeşil alanların azalma eğilimi ve yapı yoğunluğundaki değişimlerin tespitinde temel araçlar olarak kullanılmıştır. Moran's I ve LISA (Local Indicators of Spatial Association) analizleri ile mekânsal bağımlılık ve kümelenme özellikleri değerlendirilmiştir. Bu süreçte, Van Gölü kıyısındaki rekreasyonel alanların dönüşümü için tampon alan analizleri yapılmış ve bu bölgelerdeki yapılaşma eğilimleri incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, 2011 sonrası dönemde Van’ın kentsel büyümesinin özellikle Edremit ve Tuşba ilçelerine yöneldiğini göstermektedir. 2024 yılı verileriyle yapılan analizler, bu büyüme eğilimlerinin devam ettiğini ve kentsel çeperlerdeki yapılaşma yoğunluğunun daha belirgin hale geldiğini ortaya koymuştur.</p> Nurbanu Özkartal Esra Şırkı Telif Hakkı (c) 2026 Nurbanu Özkartal- Esra Şırkı https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 323 335 Akıllı Şehir ve Kent Formu Arasındaki Dinamikler: Bibliyometrik Bir Yaklaşım https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/407 <p>"Akıllı şehirler, teknolojik uygulamaların kent yaşamına entegre edilmesiyle insan yaşamını kolaylaştırmayı ve aynı zamanda daha verimli ve yaşanabilir kentsel çevreler oluşturmayı hedefleyen şehir modelleridir. Bu çalışma, akıllı şehirlerin kent ile ilişkisini incelemek adına, akıllı şehir ve kent formu kavramları arasındaki etkileşimi bibliyometrik analiz yöntemiyle değerlendirmektedir. Çalışmada, akıllı şehirlerin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak ele alınamayacağı, kavramın aynı zamanda kentsel yapı nın mekânsal ve fiziksel bileşenleriyle de çok yönlü etkileşim içerisinde olduğu öne sürülerek kentsel faktörlerle nasıl ilişkilendirildiği incelenmiştir. Çalışma metodu olarak belirlenen bibliyometrik analiz için Web of Science veri tabanında ""smart city"" (akıllı şehir) ve ""smart cities"" (akıllı şehirler) kavramlarıyla yapılan tarama sonucunda 2016 -2024 yılları arasında yayımlanmış çalışmalar değerlendirilmiştir. En yüksek atıf sayısına sa hip 119 yayın, VOSviewer yazılımı aracılığıyla ortak sözcük analizi yle incelenmiş ve anahtar kelime ağ haritası oluşturulmuştur. Ayrıca, “akıllı şehir” ve “kent formu” kavramları arasındaki ilişkiyi detaylandırmak adına bir arada kullanıldıkları 2014 -2024 yılları arasında yayınlanmış en yüksek atıf alan 444 çalışmaya ikin cil bir bibliyometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları, akıllı şehir çalışmalarının ağırlıklı olarak teknoloji, dijital altyapı ve yapay zekâ odaklı olduğunu; kent formu çalışmalarının ise kentsel morfoloji, coğrafi bilgi sistemleri (CBS), ken tsel planlama ve yaşanabilirlik gibi konular etrafında şekillendiğini göstermektedir. Buna ek olarak tarihsel süreç incelendiğinde çalışmaların kent odaklı yaklaşımlardan teknoloji odaklı uygulamalara doğru yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak kent formu, akıllı şehir teknolojilerinin uygulanabileceği fiziksel altyapıyı belirlerken, akıllı şehir yaklaşımları da bu yapının daha verimli ve insan merkezli kullanımını sağlamaktadır. Ancak, mevcut çalışmalarda akıllı şehir uygulamalarının kentin fiziksel yapısı üzerindeki etkisini yeterince ele almadığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, akıllı şehir uygulamalarının kentsel planlama ve tasarım süreçleriyle bütüncül bir şekilde ele alınması, şehirlerin geleceğe uyum sağlaması ve yaşam kalitesinin artırı lması açısından kritik bir öneme sahip olduğu ortaya çıkmaktadır."</p> Elif Yazgı Aydın Nur Yılmaz Telif Hakkı (c) 2026 Elif Yazgı Aydın- Nur Yılmaz https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 339 353 Kentsel Morfoloji Yayınlarında Türkiye’nin Yeri: Bibliyometrik Bir Analiz https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/408 <p>Bu çalışmada Türkiye’deki kentsel morfoloji alanında yapılan yayınların özelliklerini bibliyometrik analiz kullanarak analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışmada Web of Science’ta (WOS) tüm kategorilerde “urban morphology” arama dizesi kullanılarak toplam 3947 v eri listelenmiştir. Ardından Ülkeler/Bölgeler seçim dizesinde TURKEY ve TURKIYE seçimleri kullanılarak elde edilen 107 yayın bibliyometrik analize dahil edilmiştir. Yayın sayısına göre ülke sıralamaları incelendiğinde, Türkiye’nin 106 ülke içinde 11. sırada yer aldığı belirlenmiştir. Analize dahil edilen belgelerin %73’ünü makaleler, %11’ini editöryal içerikler ve %11’ini bildiriler oluşturmaktadır. Yayın sayısına göre kurumlar incelendiğinde İTÜ, Mersin Üniversitesi ve ODTÜ ilk sıralarda yer almaktadır. Al andaki en etkili yazarlar Tolga Ünlü, Ayşe Sema Kubat ve Olgu Çalışkan’dır. En etkili kaynaklar ise Urban Morphology, ICONARP ve Megaron dergileridir. Anahtar kelimelerin kullanımları incelendiğinde, erişilebilirlik-GIS-sokak ağı (küme 1), kentsel tasarım-kentsel form-tipoloji (küme 2), çeper kuşak (küme 3), kentsel ısı adası -kara yüzey sıcaklığı (küme 4) ve Space Syntax (küme 5) kelimelerinin sıklıkla kentsel morfoloji kelime dizesi ile bir arada kullanıldıkları belirlenmiştir. Koruma, sosyal etkileşim, dö nüşüm ve çeper kuşak konularının kentsel morfoloji çalışmalarında yüksek merkeziyet ve yoğunluğa sahip motor temalar oldukları, Space Syntax, kentsel ısı adası etkisi ve kara yüzey sıcaklığı konularının yüksek merkeziliğe ve düşük yoğunluğa sahip temel tem alar oldukları tespit edilmiştir. Son 3 yılda en çok popüler olan konular incelendiğinde ise; kentsel ısı adası, erişilebilirlik ve Space Syntax konularının ön planda oldukları belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, kentsel morfoloji literatüründe kentsel ı sı adası, kara yüzey sıcaklığı, Space Syntax, erişilebilirlik ve tipoloji konularının hala araştırılması gereken konular olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yeni yapılacak olan çalışmalarda İstanbul dışındaki kentlerin de çalışılması gerektiği ve bağlama göre ortaya çıkabilecek nüansların tartışılması gerektiği vurgulanmıştır.</p> Şerife Betül Çetinkaya Ziya Gençel Telif Hakkı (c) 2026 Şerife Betül Çetinkaya- Ziya Gençel https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 355 367 Kent Belleği ve Mekân Algısı Bağlamında Sosyal Sürdürülebilirlik: Samsun Tarihi Kent Merkezi Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/409 <p>"Kent merkezleri, bir şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının en yoğun biçimde yaşandığı alanlardır. Bireyler için buluşma, etkileşim ve alışveriş gibi günlük ihtiyaçların karşılandığı bu mekânlar, kentsel kimliğin ve toplumsal hafızanın yansımalarıdı r. Kent merkezleri bireylerin şehirle olan bağlarını güçlendirirken, toplumsal yaşamın dinamiklerini de belirler. Bireylerin bu alanları algılaması, görme, işitme, koklama ve dokunma gibi duyusal deneyimlerle başlar. Bu duyular aracılığıyla edinilen çevres el veriler, bireyin geçmiş deneyim ve eğitimine bağlı olarak anlamlandırılır (Altan, 1992). Böylece mekânla kurulan duygusal bağların temeli atılır. Kent merkezlerinin bireyler üzerindeki etkisi, sosyal ilişkilerden kentsel aidiyete kadar geniş bir yelpaze de hissedilir. Bu noktada sosyal sürdürülebilirlik kavramı önem kazanır. Sosyal sürdürülebilirlik, bireylerin yaşadıkları çevreyle güçlü bağlar kurmasını ve toplumsal katılım yoluyla bu alanları sahiplenmesini hedefler (McKenzie, 2004). Kamusal alanların güvenliği, erişilebilirliği ve sosyal olanakları, bu bağların güçlenmesinde kritik rol oynar (Sharifi ve Murayama, 2013). Samsun’un tarihi kent merkezi, kültürel dokusu ve geleneksel yapılarıyla sosyal sürdürülebilirlik açısından önemli bir örnek sunar. Tar ihi sokaklar, yapılar ve meydanlar, toplumsal hafızayı canlı tutarken, topluluk kimliğini pekiştirir (Hassan, 2006). Bu çalışma, Samsun’un tarihi kent merkezinde sosyal sürdürülebilirlik ve mekân algısının toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini inceleyerek, kent aidiyetini güçlendirecek öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır."</p> Edanur Güvercin Tuğçe Şanlı Katı Telif Hakkı (c) 2026 Edanur Güvercin- Tuğçe Şanlı Katı https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 371 388 Kentsel Mekânlarda Tarihi Katmanlardan Kopuş ve Yeniden Bütünleşme: Ankara Ulus https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/410 <p>Değişime açık dinamik olgular olan kentler, tarihsel süreç içerisinde farklı dönemlerin ve medeniyetlerin izlerini taşımaktadır. Bu çeşitlilik tarihi arka plana sahip kentlerin fiziksel dokusunda farklı katmanları ortaya çıkarmaktadır. Ancak hem zaman içindeki değişimler hem de son yüzyıldaki hızlı kentleşme sonrası kentsel mekânlarda tarihi katmanlardan hızla kopuş görülmektedir. Bu noktada çalışmanın temel amacı, bugün modern kent dokusunda izleri kısmen okunabilen tarihi katmanların güncel kentsel tasarım uygulamalarında mekânı biçimlendiren bir araç olarak kullanılmasını ele almaktır. Çalışmada kent kimliğinde ve kentsel mekânın biçimlenmesinde hem yer üstündeki hem de yer altındaki tarihi izler kentsel tasarım uygulamalarında mekânı biçimlendirici bir unsur olarak ele alınabilir mi sorusu sorulmaktadır. Bu kapsamda, tarihi arka planı Roma dönemine kadar uzanan Ankara Ulus Bölgesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada, Ulus Bölgesi’ndeki Roma dönemine dair mimari öğelerin ve Roma kent planının ana akslarının Ulus’ta yeni kentsel mekânlar oluşturmada referans alınabileceğine dair yapılan çalışmanın (Ardıçoğlu, 2023) space syntax (mekân dizimi) yöntemi ile geliştirilmesi amaçlanmıştır. Space syntax ile alanın mevcut durumu ve tarihi katmanların kentsel/kamusal mekâna dâhil edildiği durumlara ilişkin bütünleşme, tercih ve bağlantı haritaları oluşturularak sayısal olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, izlerin kısmen devam ettiği tarihi katmanların günümüz kentsel/kamusal mekânına dâhil edilmesine, bu yaklaşımın Ulus’taki yaya hareketlerine ve kamusal mekânların bütünleşme değerlerine nasıl etki edebileceğine dair bulgular elde edilmiştir. Çalışmanın sonunda kısmen varlığını sürdüren öğelerin kentsel mekânı biçimlendirici etkisi ile bir kısmı yer altında kalan tarihi katmanlar açığa çıkarılabilir mi veya birer iz olarak kentsel tasarım uygulamalarında kamusal mekânı biçimlendiren bir araç olarak kullanılabilir mi sorusu tartışılmaktadır.</p> Rüya Ardıçoğlu Telif Hakkı (c) 2026 Rüya Ardıçoğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 391 400 Samsun Tarihi Kent Merkezinin Korunmasında Sürdürülebilir Bir Yöntem Araştırması https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/411 <p>"Bu çalışma, Samsun’un tarihî Kale Mahallesi’nde 1850-1960 döneminde ortaya çıkan kentsel dönüşümü ve buna eşlik eden yapı kayıplarını çok-disiplinli bir koruma perspektifiyle incelemektedir. 1850, 1905, 1947/48, 1960 ve 1978 tarihli kadastral haritalar; belediye yıllıkları, Osmanlı arşiv belgeleri, SKVKBK raporları ve sözlü tanıklıklar bir araya getirilerek Maxqda yazılımında tarihsel, işlevsel ve morfolojik katmanlar hâlinde çözümlenmiştir. Alan çalışmasında konumlanan 152 yapıdan 66’sının yıkıldığı, 2’sinin yeniden inşa edildiği, 24’ünün ise ağır müdahaleye uğradığı saptanmıştır. Yıkımların özellikle Atatürk Bulvarı, Çiftlik ve Kazımpaşa caddelerine yakın ticaret-yoğun akslarda 2010-2015 yılları arasında hızlandığı; ayakta kalan yapıların ise çoğunlukla ticaret ( %45) ve hizmet işlevli olduğu belirlenmiştir. Matris analizleri, ana ulaşım hatlarına yakın kültürel-idari yapılar ile periferideki konut-dini yapılar arasında belirgin bir işlevsel ayrışma sergilemiş; kentsel baskının merkezî bölgelere odaklandığını göstermiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çok işlevli yeniden kullanım, kapsamlı bakım-restorasyon programları, tescil süreçlerinin güçlendirilmesi, kat adedi ve cephe düzenlemelerine yönelik tasarım rehberleri, ekonomik teşvikler ve toplumsal katılım mekanizmalarından oluşan bütüncül koruma stratejileri önerilmektedir. Çalışma, Kale Mahallesi örneğinde, fiziksel belgelemenin ötesine geçerek kentsel dönüşümü yönlendiren sosyal, ekonomik ve mekânsal etkenleri ilişkilendirir; böylece yerel kimliği pekiştirecek ve kültürel mirası yaşayan bir değer olarak kente entegre edecek planlama yaklaşımlarına zemin hazırlar. * Bu araştırma, TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında hazırlanmış ve 17.11.2024 tarihinde teslim edilmiştir. Samsun Tarihi Kent Merkezinin Korunmasında Sürdürülebilir Bir Yöntem Araştırması"</p> Melike Berre Serilmez Hümeyra Uslu Evrim Düzenli Telif Hakkı (c) 2026 Melike Berre Serilmez- Hümeyra Uslu- Evrim Düzenli https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 403 411 Yıkım ve Yapım Süreçleri Boyunca Trabzon: Bir Orta Çağ Kentinin Dönüşümü ve Korunması https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/412 <p>"Trabzon’un merkez ilçesi Ortahisar’da yer alan tarihi yerleşim, Anadolu’nun en uzun süre kesintisiz yerleşim gören alanlarından biridir. Surlar içinde ve dışında yer alan çok merkezli yerleşim yapısının Antik Çağ’dan itibaren varlığını sürdürdüğü düşünülmektedir. Kent, Bizans döneminde özellikle önem kazanmış, 1204 yılında kurulan Trabzon İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve bu statüsünü 1461’de Osmanlı topraklarına katılana kadar korumuştur. Trabzon İmparatorluğu döneminde, başkent olarak imparatorluk ritüelleri doğrultusunda yeniden kurgulanan kentte birçok anıtsal yapı inşa edilmiştir. Trabzon’un kentsel ve mimari mirası, Bizans, Latin, Kafkas ve Doğu kültürleri arasındaki etkileşimlerin izlerini taşır. Her ne kadar kentin Orta Çağ’a ait mirasının önemli bir bölümü günümüze ulaşamamış olsa da, bu dönemden kalan bazı önemli yapılar halen ayaktadır ve Trabzon’un kültür mirasının bel kemiğini oluşturur. 1916–1918 Rus işgali sırasında yaşanan tahribata rağmen, Trabzon Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde çok merkezli yapısını büyük ölçüde korumuştur. Ancak, 1960’lardan itibaren yapılan kıyı dolguları, tarihi dokuya aykırı inşaatlar ve bilinçli veya bilinçsiz olarak yapılan yıkımlar, hem kentin doğal peyzajını hem de tarihi dokusunu geri döndürülemez biçimde tahrip etmiştir. Bu çalışma, Trabzon’un Bizans dönemi mirasının korunması ve görünürlük kazanmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, kentin Orta Çağ’a ait kentsel dokusunu ve kültürel mirasını tanımlamak, yorumlamak ve güncel durumu belgelemek hedeflenmektedir."</p> Selin Sur Ufuk Serin Telif Hakkı (c) 2026 Selin Sur- Ufuk Serin https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 413 430 Yapay Zekâ Destekli Kentsel Tasarım Kararlarının Mardin Tarihi Kent Merkezi ve Yenişehir Bağlamında Değerlendirilmesi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/413 <p>"Kentsel tasarım, tarihi kentlerin korunması ve yeni yerleşim alanlarının sürdürülebilir gelişimi arasında denge sağlamayı hedefleyen çok boyutlu ve stratejik bir planlama alanı olarak öne çıkmaktadır. Teknolojik gelişmelerde yaşanan artış ile birlikte yapa y zekâ (YZ) destekli karar sistemleri, kentsel tasarım süreçlerinde yenilikçi çözümler sunarak geleneksel yöntemlerin ötesine geçebilmekte ve yeni fırsatlar sunabilmektedir. Tarihsel katmanları, özgün mimari dokusu ve morfolojik çeşitliliği ile Mardin, mek ânsal analizler ve koruma temelli stratejilerin yanı sıra YZ gibi yenilikçi yaklaşımların uygulanabileceği ve dijital dönüşüm pratiklerinin denenebileceği özgün bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu çalışma, YZ teknolojilerinin tarihi Mardin kenti ve modern ge lişme alanı olarak değerlendirilen Yenişehir bölgesi üzerindeki etkilerini, morfolojik parametreler aracılığıyla karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmanın amacı, YZ yöntemlerinin kentsel morfoloji üzerindeki dönüştürücü etkilerini değerlendirmek ve bu teknolojilerin sağladığı potansiyelleri tartışmaktır. Bu kapsamda çalışma dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk aşaması, YZ destekli kentsel tasarım yaklaşımları ve uygulama örnekleri üzerine kapsamlı bir literatür taramasını içermektedir. İkinci aşamada çalışmaya veri sağlayacak olan görsellerin elde edilmesi amacıyla saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada ise saha çalışmalarından elde edilen görseller, YZ ile analiz yöntemlerinden biri olan doğal dil işleme modeli (NLP) için veri s eti olarak tanımlanmıştır. Tanımlanan veri seti üzerinden olası senaryolar bağlamında elde edilen görseller yapı yoğunluğu, doku sürekliliği, mekânsal ölçek ve yapısal uyum gibi açıkça tanımlanmış morfolojik parametreler ışığında analiz edilmiştir. Çalışma nın son aşamasında ise YZ destekli üretilen görseller ile mevcut durumun, bu parametreler çerçevesinde karşılaştırmalı değerlendirmesine yer verilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, kentsel tasarım karar verme süreçlerinde YZ uygulamalarının süreç etkin bir yaklaşım olarak karşımıza çıktığını ve kapsayıcı karar almanın önünü açtığını göstermektedir. Ancak, bu faydaların yanı sıra süreç doğal Yapay Zekâ Destekli Kentsel Tasarım Kararlarının Mardin Tarihi Kent Merkezi ve Yenişehir Bağlamında Değerlendirilmesi"</p> Deryanur Şimşek İzzettin Kutlu Telif Hakkı (c) 2026 Deryanur Şimşek- İzzettin Kutlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 433 446 Geleneksel Ticaret Yapılarında Turizm Amaçlı Dönüşüm ve Günümüz Kullanımları Üzerine Bir İnceleme: Merzifon Bedesteni ve Taşhan https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/414 <p>"İnsanoğlunun toplumsal yaşamının başlamasına eş zamanlı olarak ortaya çıkan ticaret faaliyetleri, üretim araçlarının gelişmesi ve üretim -tüketim noktaları arasında bağlantı sağlayan ticaret yollarının oluşumuyla kapsamlı bir sisteme evrilmiştir. Eski Asur Dönemi’nde karumlar, Antik Yunan’da agoralar, Roma’da forumlar, Selçuklu Dönemi’nde hanlar ve kervansaraylar, Osmanlı Dönemi’nde ise bedestenler bu sürecin mekânsal temsilcileridir. Anadolu coğrafyasında İpek Yolu ve Baharat Yolu gibi güzergâhlar, ekonomik ve kültürel etkileşimi sağlarken yerleşimlerin gelişimini de yönlendirmiştir. Ancak 18. yüzyılda coğrafi keşifler ve Sanayi Devrimi sonrası ticaret yollarının önemini kaybetmesiyle, geleneksel ticaret yapılarında kullanım yoğunluğu azalmış ve işlevsel çöz ülmeler olmuştur. 21. yüzyılda küreselleşme ve Covid -19 pandemisinin etkisiyle alışveriş merkezleri ve dijital ticaret uygulamalarının artışı alışveriş pratiklerini köklü biçimde dönüştürmüştür. Bu dönüşüm süreci, kültürel miras niteliğindeki geleneksel ti caret yapılarının turizm odaklı yeniden işlevlendirilmesi eğilimini hızlandırmıştır. Tarihi yapıların özgün işlevlerine uygun biçimde yeniden işlevlendirilmesi korumada yaygın ve etkili bir araç olarak kabul edilmektedir. Ancak turizm odaklı dönüşümde salt turizm-ekonomik kaygı odaklı hareket edilmesi sonucunda Yer’in Ruhu’ndan kopuş yaşanabilmekte, mekânın özgün değer(ler)i ve çağdaş kullanım arasında çelişkiler ortaya çıkabilmekte, yapının çevresindeki fonksiyonlar ile uyumsuz bir kullanım oluşturabilmekt e, kent dokusu bozulabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, küçük ölçekli yerleşimlerde geleneksel ticaret yapılarının turizm amaçlı dönüşümünün kent morfolojisine etkilerini analiz etmektir. Örneklem olarak Osmanlı Dönemi’nde İpek Yolu üzerinden kurulan ve gün ümüzde turizm işlevleri üstlenen Merzifon Bedesteni ve Taşhan seçilmiştir. Yerleşimin odak noktasındasında bölgenin ticaret dokusunu temsil eden yapıların restore edilerek ve ve yeniden işlevlendirilerek kullanımları ele alınmıştır. Kentsel sit alanı içersiinde yer alan yapıların inşa edildikleri dönem perspektifi ile yer seçim kriterleri, yerleşim içindeki konum ve önemleri, günümüz kent gelişimi içerisinde Geleneksel Ticaret Yapılarında Turizm Amaçlı Dönüşüm ve Günümüz Kullanımları Üzerine Bir İnceleme: Merzifon Bedesteni ve Taşhan"</p> Ayşe Nur Canbolat Telif Hakkı (c) 2026 Ayşe Nur Canbolat https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 451 467 Yeniden İşlevlendirme ve Soylulaştırma Pratiğinin Katmanlı İşgal Olarak Okunması: İzmir Liman Arkası Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/415 <p>"İzmir’in Konak İlçesine bağlı Umurbey mahallesi (Cumhuriyet dönemi öncesi Darağacı olarak bilinen bölge), liman tarafı hariç üç yönden gökdelenlerle çevrilidir ve bununla ilişkili olarak soylulaştırılmanın eşiğindedir. Bölgenin mevcut planlaması Yeni Kent Merkezi İmar Planına istinaden şekillenmiş ve politik olarak kamuoyuna Manhattan projesi olarak duyurulmuştur. İnşa edilen veya edilecek rezidans, otel, iş ve alışveriş merkezleriyle yapılacak bu tarz bir soylulaştırma çalışması hem buranın meskûn halkına hem de çoğu tescillenmemiş kültür mirasına zarar vereceği gibi bu kuşatılma halini büyüterek diğer semtlerle ilişkisini tamamen kesecek ve bununla birlikte mahalle bütünlüğünü sağlayamayan parçacıl sistemler oluşturacaktır. Ve nihayetinde eski halkın yerin den edilmesi ile sonlanacaktır. Bu araştırma, bölgedeki neoliberal politikalarla şekillenen mega projelerin karşısına kültür odaklı yeniden işlevlendirme pratiklerini yerleştirerek bölgenin mekânsal analizini yapar. Makalenin amacı mevcut mekansallaşmaların analizi ile gelinen çapraşık d urumu gözler önüne sermek ve âtıl endüstri mirasının benzer bir dönüşümüne uğramasına karşı direnç oluşturmaktır."</p> Ece Buldan Burçin Akoğlu Telif Hakkı (c) 2026 Ece Buldan- Burçin Akoğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 469 483 Görünmeyen Tarih: Trabzon Tekke Cami Sokak ve Çevresinde Mekansal Okuma ve Kentsel Müdahale Önerisi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/416 <p>"Trabzon, tarihi 4000 yıllık geçmişe dayanan bir kenttir (Köse, 2012). Kent, tarihsel süreçte birçok imparatorluğa ev sahipliği yaptığı için çeşitli mimari özelliklerde tarihi yapılara sahiptir. En eski yıllara kadar dayanan tarihi yapıların ve sokakların, kentin karakterini ortaya çıkaran önemli öğeler olması nedeniyle görünür kılınması; tarihi kentsel bilincin oluşturulması ve sürekliliğinin sağlanması adına önem arz etmektedir. Trabzon kent merkezinde birçok tarihi yapı ve kültürel zenginlik izlerinin old uğu ancak, arka planda kaldığı araştırmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu düşünceden hareketle; gündelik yaşamla merkezi işlevler ara kesitinde yer alan bir karaktere sahip olan ve tarihi izler barındıran Tekke Camii Sokak ve çevresi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Seçilen alanın süreklilik arz eden işlevi konut ve konutaltı ticaret işlevi olsa da merkezi iş alanına (MİA) yakın olması nedeniyle araç giriş çıkışlarının ve parklanmaların olduğu bir alan olarak tanımlanabilir. Bu nedenle çevresiyle i şlevsel olarak uyum sağlayamamaktadır. MİA’na olan yakınlığına ve birçok tarihi tescilli yapı barındırmasına rağmen, kent merkezindeki tarihi dokuya entegre olamamış; tarihi ve kültürel yapılarla ilişkilendirilmemiştir. Bu bağlamda Tekke Camii Sokak ve çev resini kapsayan alanda iki aşamalı çalışmalar yürütülmüştür. İlk aşamada arazi çalışması yapılarak; Tekke Camii Sokak ve çevresine yönelik mevcut durum analizleri ile mekânsal okumalar yapılmıştır. Alandaki görünür tarihi izler, yapı ve sokak kullanımları, yapıların sokakla ilişkisi, yapıların işlevsel kullanımları, dolu ve boş parsellerin varlığı, yapı yükseklikleri ve cephe durumu ile yaya ve yeşil sürekliliğine odaklanan analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan alan çalışması ve analizler sonucunda çalışm a alanı içerisinde yer alan tarihi dokunun zamansal sürekliliğinin sağlanamadığı ve artan yapı yoğunluğu içerisinde görünürlüğünü kaybettiği görülmüştür. Bu nedenle çalışma alanı içerisindeki tarihi dokunun bütünündeki süreksizliğinden kaynaklı olarak deva mı olan ikinci bir aşama öngörülmüştür. İkinci aşamada ise mekânsal okumalardan yola çıkılarak geliştirilecek bir senaryo üzerinden alanın tarihi dokusunu öne çıkarmayı ve günümüzdeki işlevsel kullanımlar ile entegre edilerek kentsel iyileştirme -sağlıklaştırmanın yapılması amaçlanmaktadır. Yapılması planlanan kentsel iyileştirme -sağlıklaştırma çalışmaları ile alana işlevsel Görünmeyen Tarih: Trabzon Tekke Cami Sokak ve Çevresinde Mekansal Okuma ve Kentsel Müdahale Önerisi "</p> Tuğçe Nur Oruç Kayhan Berna Kara Banu Çiçek Kurdoğlu Telif Hakkı (c) 2026 Tuğçe Nur Oruç Kayhan- Berna Kara- Banu Çiçek Kurdoğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 485 497 Kültürel Mirasın Korunması ve Sürekliliği Bağlamında Cebeci’deki Kentsel Dönüşüm Projelerinin Tartışılması https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/417 <p>"Yeni Türkiye, ülkenin merkezinde modern bir şehir yaratmak amacıyla Ankara'yı Cumhuriyet'in başkenti olarak seçmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ardından 1923'te İstanbul'a dönüp İmparatorluğu yeniden kurmak yerine, reformları gerçekleştirmek için Ankara yeni kurulan Cumhuriyet'in başkenti ilan edildi. Cebeci, Ankara'nın başkent oluşuna ve gelişimine başından beri tanıklık etmiş birkaç semtten biridir. Jansen Planı'nda Cebeci semti orta gelir grupları için konut alanı olarak önerilmiştir. Ayrıca Cebeci'nin yüksek öğrenim binalarına ev sahipliği yapması düşünülmüştür. Semt yıllar içinde çeşitli sosyal, politik ve mekânsal dönüşümlere maruz kalmıştır. Kent merkezine yakın konumu, eski ve yeni kent arasındaki pozisyonu, semtin karakterinin önemli bir parçası olan üniversite kampüsleri, hastaneler, okullar ve çakışan kentsel ulaşım katmanları (araç ve yaya) söz konusu bölgenin morfolojik ve mekânsal oluşumunu etkilemiştir. 1999 Marmara Depremi ile birlikte gündeme gelen ve yoğun inşa pratiğinin bir parçası olan kentsel dönüşüm kavramı, süreç içinde gelişerek çıkarılan yasalarda var olan eski kent dokularının yok edilerek yeni yapılar inşa edilmesi pratiğine dönüşmüştür. Cebeci, Ankara’da yoğun olarak görülen bu ‘kentsel dönüşüm’ pratiğinin odaklarından biri olarak, son yıllarda yoğunlaşan kentsel dönüşüm projeleriyle Ankara’nın başkent ilan edilmesiyle başlayarak oluşan yapılı çevre ve kültürel miras stoğunun yok olması tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu bildiri kapsamında, Cebeci’nin farklı dönemlerdeki mimarlık pratikleri ve planlama kararları sonucu oluşan çok katmanlı kent dokusu ve son yıllarda yoğun olarak görülen yıkım ve yeniden yapım faaliyetleri sonucu söz konusu dokunun kaybı ortaya konacaktır. Bu amaçla, semtin gelişimine dair literatür taraması sonrası, kent planları, belediye arşivlerinden elde edilen hali hazır haritalar, öğrenci projeleri kapsamında farklı dönemlerde yapılan belgeleme çalışmaları sonucu oluşturulan haritalar ve son olarak, yakın geçmişte yürütülen Bilimsel Araştırma Projesi ile elde edilen dijital veri tabanı karşılaştırılarak değişen ve yok olan kentsel doku ve kültürel miras ortaya konacaktır. Ek olarak, söz konusu kent dokusu üzerindeki farklı ölçeklerdeki kentsel dönüşüm projelerinin de bir dökümü yapılacaktır. Buradan yola çıkarak, korunmasında özellikle sorunlar yaşanan modern sivil mimari örneklerini barındıran semtte, kentsel dönüşüm projesi olarak tanımlanan uygulamaların 501 Kültürel Mirasın Korunması ve Sürekliliği Bağlamında Cebeci’deki Kentsel Dönüşüm Projelerinin Tartışılması"</p> Azize Elif Yabacı Telif Hakkı (c) 2026 Azize Elif Yabacı https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 501 515 Kentsel Dönüşüm Morfolojik Yıkım: Trabzon Çömlekçi Mahallesi Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/418 <p>"Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamaları büyük çoğunlukla dönüşüm alanı olarak belirlenen yerlerin yıkımı ve tümden yeniden yapımı olarak sürdürülmektedir. Kentin sosyal ve ekonomik yapısını göz ardı eden ve ağırlıklı olarak kentin fiziki yapısının değiştirilmesine odaklanan bu süreç kaçınılmaz olarak kentin mevcut fiziki dokusunun bozulmasıyla sonuçlanmaktadır. Kentsel Dönüşüm aracılığı ile kentlere yapılan müdahalelerin morfolojik etkileri kentin bir bütün olarak makro formu üzerinde veya müdahale yapılan alan ve yakın çevresi üzerinde etkili olmaktadır. Trabzon kentinde seçilen ve bildirinin konusunu oluşturan uygulama, Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Projesidir. Çömlekçi Kentsel Dönüşüm proje alanı yaklaşık 9,4 hektarlık bir alana sahip olup, Trabzon Kent Merkezi’nin doğu bitişiğinde, Trabzon Limanı ile Yavuz Selim Bulvarı arasında sıkıştırılmış bir konumdadır. Çömlek çi Mahallesi özgün topoğrafyası, onunla uyumlu yerleşimi ve üzerindeki kültür varlığı olarak tescilli yapıları ile biriciktir. Çömlekçi, tarihi bir mahalle olarak mülkiyete ve kamusal sokaklara bağlı zaman içerisinde oluşmuş bir kentsel dokuya sahipken, kentsel dönüşüme uğradıktan sonra tescilli olan yapılar dışında tamamen yıkılmış ve iki etap halinde yeniden tek elden projelendirilerek yapılmaya başlanmıştır. Çalışmanın amacı kentsel dönüşüm uygulaması ile yıkılıp yeniden yapılan bir mahallenin önceki ve sonraki durumlarını kentsel form elemanları ve mekânları üzerinden karşılaştırmak, kentsel uyum ve bütünleşmenin aracı olarak sürekliliği doluluk ve boşluklar üzerinden tartışmaktır. Çalışmada seçilen alan, M.R.G. Conzen tarafından geliştirilmiş tarihsel-coğrafya temelli morfoloji yaklaşımıyla ele alınmıştır.Bu bağlamda çalışma alanının eski haritalarından yararlanılarak sokak dokusu, doluluk -boşluk ilişkileri ve kullanım özelliklerinin yaklaşık 60 yıllık bir süreçteki dönüşümü incelenmiştir. 517 Kentsel Dönüşüm Morfolojik Yıkım: Trabzon Çömlekçi Mahallesi Örneği"</p> Beliz Büşra Şişman Esra Turan Ahmet Melih Öksüz Telif Hakkı (c) 2026 Beliz Büşra Şişman- Esra Turan- Ahmet Melih Öksüz https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 517 533 Kentsel Dönüşüm Sürecinde Morfolojik Değişim: Uluırmak Mahallesi Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/419 <p>"Kentsel dönüşüm kavramı II. Dünya Savaşı sonrasında başlayan bir süreç içerisinde gelişerek, günümüze gelmiş ve mekânsal gelişim stratejisi olarak kullanılan bir süreci ifade etmektedir. Kentlerin gelişiminde önemli bir yeri olan kentsel dönüşüm uygulamala rı; kentin fiziksel, ekonomik ve sosyal yapısını da etkilemektedir. Bu noktada yapılan uygulamaların ve sonuçlarının değerlendirilmesi, önem taşımaktadır. Çalışma kapsamında 2017 yılında tamamen yıkılarak yeniden planlanan ve kentsel dokusu köklü bir biçim de değişime uğrayan Uluırmak Mahallesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Uluırmak Mahallesinde yapımı devam eden kentsel dönüşüm projesi kentsel morfoloji bağlamında ele alınarak irdelenmiştir. Kentsel morfoloji, kentlerin fiziksel yapısındaki oluşum ve de ğişim süreçlerini sosyal ve kültürel yapıyı anlamayarak yorumlamaya imkân veren yaklaşımlar ve analiz yöntemleri barındırmaktadır. Tarihsel coğrafi yaklaşımında sıklıkla kullanılan kent planı analizi ile sokak, parsel ve yapı dokusundaki değişim analiz edi lmiştir. Çalışma kapsamında yararlanılan diğer bir analiz yöntemi ise konfigürasyonel yaklaşımı oluşturan mekân dizimi analizleridir. Mekân dizimi analizleri ile sokak dokusundaki değişimin incelenen alandaki hareketliliği ne ölçüde etkilediği analiz edilm iştir. Kentsel dönüşüm projesi ile ana akslar korunmuş ancak küçük parsellerden ve bu parsellerde bulunan az katlı bahçeli konutlardan oluşan kentsel dokunun yerine büyük yapı adaları ve yüksek katlı kapalı sitelerden oluşan bir kentsel doku planlanmıştır. Mekân dizimi analizleri için oluşturulan aks haritaları incelendiğinde aks sayısının önemli ölçüde azaldığı görülmektedir. Ayrıca yapılan bütünleşme ölçümlerinde bölgenin önemli bir aksı olan Karaman Caddesinin bütünleşme değerinin arttığı görülmektedir. Bütünleşme değerinin artması iyi bir sonuç olarak düşünülse bile, kapalı siteler erişimin kısıtlanmasına sebep olmaktadır. Ayrıca yapılan analizler kentsel dönüşüm projesinin kentsel dokuyu geçmişten kopuk bir şekilde köklü bir biçimde değiştirdiğini ortay a koymaktadır. Bu değişim sadece fiziksel yapıyı değiştirmekle kalmayıp aynı zamanda sosyal yapının da değişimine neden olabilecek niteliktedir .Kentsel Dönüşüm Sürecinde Morfolojik Değişim: Uluırmak Mahallesi Örneği"</p> Ali Şahin Semra Arslan Selçuk Telif Hakkı (c) 2026 Ali Şahin- Semra Arslan Selçuk https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 535 548 Bursa Hisar Bölgesi’nin 1960–1990 Yılları Arasındaki Değişimi ve Katmanlı Göçlerin Etkisi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/420 <p>"Bu çalışma, Bursa'nın tarihi kent merkezi olan Hisar Bölgesi'nin 1960-1990 yılları arasında geçirdiği mekânsal ve sosyal dönüşümü, katmanlı göç olgusu bağlamında incelemektedir. Osmanlı döneminden bu yana önemli bir yerleşim alanı olan Hisar Bölgesi, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye genelinde artan göç dalgalarından belirgin şekilde etkilenmiştir. Araştırma, 1862 tarihli Suphi Bey Haritası ile 1939, 1969 ve 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarını temel veri olarak kullanmakta ve bu materyaller üzerinden yapılaşma yoğunluğu, kat sayıları, kamu yapılarının dağılımı ve arazi kullanımındaki değişimleri analiz etmektedir. Bunun yanı sıra, 1940 Prost Planı, 1962 Piccinato Planı ,1995 Nazım İmar Planı ve 2007 Koruma Amaçlı İmar Planı gibi bölgeye yönelik geliştirilen planlama çalışmaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bulgular, 1939'da düşük yapı yoğunluğuna sahip olan bölgenin, 1969 itibarıyla göçlerin etkisiyle yoğun bir yapılaşma sürecine girdiğini göstermektedir. 1890-1920'ler arasında başlatılan sanayi yatırımlarının tetiklediği göç hareketleri, bölgenin demografik yapısında önemli değişimlere yol açmış; geleneksel kullanım biçimlerinin yerini yoğun ve düzensiz yapılaşma almıştır. Özellikle Piccinato Planı'nda öngörülen düzenlemelerin hayata geçirilmemesi, bölgedeki plansız gelişimi hızlandıran faktörlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Katmanlı göçlerin etkisiyle bölgede yapı yoğunluğu artmış, kentsel bahçecilik amaçlı yeşil alanlar azalmış ve sosyal dokuda belirgin bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu çalışma, Hisar Bölgesi örneği üzerinden Bursa'nın genelinde yaşanan planlama sorunlarını anlamaya katkı sunmakta ve göç olgusunun kentsel mekân üzerindeki dönüştürücü etkisini ortaya koymaktadır."</p> Faruk Özgökçe Ersan Koç Telif Hakkı (c) 2026 Faruk Özgökçe- Ersan Koç https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 551 581 Yıkım ve Yeniden İnşa: Sümerbank Kuşadası Dinlenme Kampı Sosyal Tesis Binası https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/421 <p>"Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi’nde izlenen fabrika politikaları, sanayileşme ve modernleşme hedeflerinin bir parçası olarak şekillenmiştir. Bu süreçte devlet tarafından kurulan fabrikalar, yalnızca üretim faaliyetleriyle sınırlı kalmamış; aynı zamanda işçilerin yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan barınma, sağlık, eğitim ve sosyal imkanların sunulduğu bütüncül yerleşkeler olarak planlanmıştır. Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası yerleşkesi dışında Aydın ili Kuşadası ilçesinde tüm Sümerbank işçilerinin dinlenme/tatil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan Sümerbank Kuşadası Dinlenme Kampı’na sahip olması ile diğer örneklerden ayrışmaktadır. Sümerbank Kuşadası Dinlenme Kampı, Sümerbank’ın sosyal fabrika politikaların mekânsal yansıması olarak öne çıkan, ancak günümüze ulaşamamış bir modern mimarlık örneğidir. Bu çalışmanın amacı, Sümerbank Kuşadası Dinlenme Kampı'nda bulunan sosyal tesis binasının mimari, kültürel ve toplumsal önemini ortaya koymak ve 1960’tan 2020’ye kadar uzanan süreçte, sosyal devlet, modernleşme ve liberalleşme politikaları çerçevesinde bu yapının dönüşümünü değerlendirmektir. Sosyal tesis binası, Sümerbank’ın modern mimarlık mirasına katkısını yansıtan ve elli yıllık bir süreçte farklı nedenlerle birçok kez yıkılıp yeniden inşa edilen bir yapı olarak önemli bulunmuştur. Araştırma kapsamında arşiv belgeleri, mimari çizimler, hava fotoğrafları ve kişisel fotoğraf arşivleri incelenmiş; ayrıca alan çalışması ve sözlü tarih çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Mekânsal analizler ve kullanım biçimleri, tarihsel bağlamda işçiler ve ailelerinin belleği üzerinden değerlendirilmiştir. Sümerbank Kuşadası Dinlenme Kampı’ndaki sosyal tesis binası, Türkiye’nin modernleşme ve sanayileşme sürecinde sosyal fabrika politikalarının özgün bir örneğini sunmaktadır. Kampın sosyal tesis işlevi, aynı alanda kıyı kanunu, imar düzenlemeleri ve işlevsel gereksinimlerden kaynaklanan nedenlerle birkaç kez yıkılıp yeniden inşa edilen yapılarda sürdürülmüştür. Bu yıkım ve yeniden yapım döngüsü, Türkiye’nin geçirdiği sosyo-ekonomik değişimlerle doğrudan bir paralellik taşımaktadır. Ancak bu süreç, Erken Cumhuriyet Dönemi’nin önemli modernist yapı örneklerinden birinin yitirilmesine yol açmıştır. Bu mirasın günümüze ulaşamaması, koruma ve belgeleme çalışmalarının gerekliliğini vurgulamakta ve yıkım-yapım döngüsünün, kullanım açısından Yıkım ve yeniden inşa: Sümerbank Kuşadası Dinlenme Kampı Sosyal Tesis Binası"</p> Burcu Taşcı Mehmet Melih Cin Telif Hakkı (c) 2026 Burcu Taşcı- Mehmet Melih Cin https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 585 599 Fabrikadan Kente: Karabük’ün Kentsel Morfolojisinde Değişim ve Dönüşümler https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/422 <p>"Karabük, cumhuriyetin ilk yıllarında Safranbolu’nun Öğlebeli Köyü’ne bağlı bir yerleşim iken, 1935’te Ankara - Zonguldak demiryolunun açılması ve 1937’de Karabük demir -çelik fabrikasının kuruluşu ile hızlı bir dönüşüm sürecine girmiştir. Fabrikanın etrafında meydana gelen mekansal dönüşümler, Karabük’ün kentsel dokus unun genişlemesine neden olmuştur. Zamanla Karabük, Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşen üretim ve kentleşme sürecini yansıtan bir örnek haline gelmiştir. Yasal düzenlemelerle 1953’te Zonguldak şehrine bağlı bir ilçe haline gelen Karabük, 1995’te ise Türkiy e’nin 78. şehri haline gelmiştir. Sanayileşme ile birlikte gelen mekansal dönüşümler ve istihdam olanakları, göç dalgalarına ve şehirde yeni yerleşim ihtiyacının oluşmasına yol açmıştır. Ancak 20. yüzyılda Türkiye’de bilinçli kentleşmeye dair yasal altyapının ve düzenlemelerin yetersizliği , hızlı, plansız ve çarpık kentleşmeyi beraberinde getirmiştir. Başlangıçta çoğunluğunu fabrika işçilerinden oluşan demografik yapı, 2007’de Karabük Üniversitesi’nin kurulması ile büyük ölçüde değişmiş, bu durum sosyoekonomik ve kültürel dinamikleri ile bi rlikte kent morfolojisini de etkilemiştir. Günümüzde Karabük’ün kentsel yapısı; kontrolsüz ve düzensiz büyüme, altyapı eksiklikleri, konut ihtiyacından dolayı hızla üretilen mimari yapıların niteliksizliği gibi nedenlerle eleştirilmektedir. Bu çalışmada, Karabük’ün sanayileşme ile başlayan kentleşme süreci; modernleşme, hızlı yapılaşma ve eğitim fonksiyonunun dönüştürücü etkisiyle şekillenen çok yönlü bir bağlamda ele alınmıştır. İmar planları, hava fotoğrafları, haritalar ve yazılı belgeler yardımıyla Karabük’ün 20. yüzyıldan günümüze dek uzanan çevresel ve yapısal gelişimi ve dönüşümü incelenmiş; kentin morfolojik dönüşümü analiz edilmiştir."</p> Cansu Türker Damlanur İlipınar Telif Hakkı (c) 2026 Cansu Türker- Damlanur İlipınar https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 601 627 Depremin Kentsel Bellekte Yarattığı Süreksizlikler: İskenderun Örneği Üzerinden Bir Değerlendirme https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/423 <p>"Afetler, sadece fiziksel yapıları değil, toplumsal hafızayı ve kentsel kimliği de derinden etkileyen olaylardır. Depremler, şehirlerin dokusunu ve kültürel mirasını tehdit ederken, aynı zamanda “toplumsal bellek” (Halbwachs, 2020) ve “hafıza mekânları” (Nora, 2006) kentsel sürekliliğin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Bu çalışma, yıkım-yapım, süreklilik-süreksizlik gibi kuramsal çerçeveler üzerinden, depremlerin kentsel morfoloji üzerindeki etkilerini ve hafıza mekânlarının bu süreçlerdeki işlevini incelemektedir. Araştırma, Şili’de 2010 depremi sonrası Constitución kentinde uygulanan kentsel tasarım ve hafıza mekânı stratejilerini, Türkiye’de 2023 Hatay depremi sonrası yeniden yapılanma süreçleriyle karşılaştırmaktadır. Constitución’daki Pje. Freire Caddesi ile İskenderun’daki İsmet İnönü Caddesi, mekânsal ve morfolojik benzerlikleri nedeniyle analiz edilmiştir. Karşılaştırmalı analiz yöntemi (Ragin, 1998) kullanılarak, Şili’deki yeniden yapılanma süreçlerinin Hatay’a nasıl uyarlanabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca, hafıza mekânlarının kentsel dokuya entegrasyonu, ayrıntılı bir karar-akış diyagramı biçiminde şematik olarak yapılandırılmış; böylece süreç adımları görsel ve mantıksal açıdan ilişkilendirilmiştir. Çalışma, hafıza mekânlarının korunmasının ve yeniden yapılandırılmasının, “kentsel sürekliliği” (Alexander, 1977) sağlamak açısından kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Deprem sonrası yıkım ve yapım süreçlerinin, mekânın belleğini zayıflatmak yerine güçlendirecek şekilde tasarlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Şili’nin afet sonrası iyileşme stratejilerinin, İskenderun’da dayanıklı ve kimlikli bir kentsel çevre oluşturulmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak, afetlerin yol açtığı mekânsal kopuşların aşılmasında planlama ve tasarım kararlarının belirleyici olduğu, hafıza mekânlarının kentsel iyileşme süreçlerinde korunması ve güçlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır."</p> Ayşe Gül Yenigün Tuba Sarı Telif Hakkı (c) 2026 Ayşe Gül Yenigün- Tuba Sarı https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 631 647 Afet Sonrası İyileşmede Yer Oluşturmanın Toplumsal Dirençliliği Artırmada Rolü https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/424 <p>"Bu çalışma afet sonrası iyileşme bağlamında yer oluşturmanın (placemaking) toplumsal dirençliliği artırmadaki rolünü sorgulamaktadır. Bu bağlamda afet sonrası iyileşmede toplum dirençliliğini artırmak için yer oluşturmaya yönelik farklı yaklaşımları incelemektedir. Çalışma dirençlilik ve onunla ilişkili olarak hasar görebilirlik kavramlarına da değinmektedir. Ardından, dirençliliğin bir alt kategorisi olan topluluk dirençliliği üzerinde durulmuş ve yer oluşturmanın kapsamından bahsedilerek topluluk dirençliliğinin yer oluşturma pratikleriyle nasıl artırılabileceği vurgulanmıştır. Çalışma kentsel çalışmalar, sosyal bilimler ve mimarlık perspektifinden faydalanılarak teorik ve bütünleşik bir yaklaşım içerisinde, yer oluşturma uygulamalarının afetlerin ardından toplulukların uyum ve dayanıklılık sağlama kapasitelerini nasıl güçlendirebileceğini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Yer oluşturmanın sosyal bağları güçlendirme, kolektif dayanışmayı artırma, topluluğun kimliğini güçlendirme ve belleğe katkıda bulunma gibi yollarla uzun vadeli iyileşme süreçlerine katkıda bulunma potansiyeli ele alınmaktadır. Afet sonrası iyileşme Afet Risk Yönetimi (ARY)'nin çok önemli bir yönüdür (Alcántara-Ayala vd., 2022). Bununla birlikte dirençlilik risk azaltma, altyapı ve acil durum yönetimi ile ilgili pek çok ulusal hükümet stratejisinde yer alan yeni bir anahtar terimdir. Dirençlilik terimi afet riski araştırmalarında hasar görebilirlik terimi ile birlikte önemli bir paradigma haline gelmiştir (Fereke ve Friedrich, 2018). Yer oluşturma kavramı ise, günümüzdeki anlamına en yakın şekliyle ilk olarak 1960'larda kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde şehir planlamasına alternatif yaklaşımlarla birlikte geliştirilen bu anlayış küçük ölçekli, karma kullanımlı, yaya dostu sokakların ve mevcut bina ve mahallelerin korunmasının önemini vurgulamıştır. Project for Public Space (PPS)'in 1995 yılı sonrasında plancı ve paydaşların birlikte çalıştığı yeni bir planlama sürecini tanımlamak için tercih etmesinden sonra günümüzdeki anlamıyla kullanılır hale gelmiştir. Pek çok tanımı olmakla birlikte genel olarak yer oluşturma şehir sakinleri ve paydaşlarının yaşadıkları mahalle ve kamusal alanları -ihtiyaçlarına uygun olarak yaşamak isteyecekleri bir yer olmalarını sağlayacak biçimde- şekillendirip tasarlayabilmeleri gerektiği fikrine dayanmaktadır (Istoriou ve Pozoukidou, 2024; McKinnon ve Schrag, 2023). Afet Sonrası İyileşmede Yer Oluşturmanın Toplumsal Dirençliliği Artırmada Rolü"</p> Fatma Betül Erbilen Aslı Ceylan Öner Telif Hakkı (c) 2026 Fatma Betül Erbilen- Aslı Ceylan Öner https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 649 674 İklim Değişikliğine Dirençli Kentsel Alanlar İçin Akıllı Kent Stratejileri: Trabzon Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/425 <p>"Trabzon kenti coğrafi konumuna bağlı olarak; yoğun yağış, sel, heyelan ve kıyı erozyonu gibi iklim değişikliği kaynaklı kırılganlıklara sahiptir. Bu çalışmada, Trabzon’un coğrafi ve iklimsel özellikleri ile kent morfolojisi entegre biçimde ele alınarak, iklim değişikliğine karşı kentsel dirençliliği artırmaya yönelik akıllı kent çözümlerini incelemek amaçlanmaktadır. Bu nedenle çalışmada iklim değişikliğine karşı kentsel dirençliliği arttırmak için Trabzon’a uygun akıllı kent stratejilerini belirlemek ve uygulama önerileri sunmak oldukça önemlidir. Çalışmanın kapsamını, Trabzon’un yerel coğrafi, iklimsel ve morfolojik dinamikleri ile bu koşullara uyum sağlayabilecek teknolojik ve doğa temelli çözümler oluşturmaktadır. Araştırmada “Trabzon’un mevcut coğrafi v e iklimsel özellikleri hangi iklim değişikliği risklerini ortaya çıkarmaktadır?”, “Kent morfolojisinin sunduğu zorluklar ve potansiyeller bağlamında hangi akıllı kent stratejileri uygulanabilir?” ve “Dünya genelinde iklim dirençliliğine yönelik başarılı akıllı kent uygulamaları Trabzon için nasıl uyarlanabilir?” araştırma sorularına cevap aranmaktadır. Yöntem olarak, literatür taraması, iklim verileri analizi ve kent morfolojisi üzerine yapılan mekânsal değerlendirmeler temel alınmıştır. Trabzon’un iklim değişikliğine karşı kırılganlıkları ve riskleri; ulusal ve uluslararası iklim risk raporları, akademik çalışmalar, yerel raporlar ışığında çıkarılmıştır. Bunun yanında, literatürde yer alan örnek niteliğindeki başarılı akıllı kent uygulamaları ve Trabzon’un mevcut durumu karşılaştırılıp Trabzon’a uyarlanabilir uygulamalar seçilerek karşılaştırmalı analiz yapılmıştır. Literatür taraması ve saha gözlemleri doğrultusunda çözüm önerileri geliştirilmiştir. Trabzon, yoğun yağış rejimi ve dağlık yapısı nedeniyle sel ve heyelan gibi doğal afetlere karşı kırılgan bir yapı sergilemektedir. Deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu da kent için diğer önemli tehditler arasındadır. Kentteki bu tehditler, eğimli alanlardaki yapılaşma, düzensiz kentleşme ve kıyı alanları nın morfolojik özellikleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Bu nedenle çalışma kapsamında akıllı altyapı ve afet yönetimi, akıllı ulaşım sistemi, akıllı tarım uygulamaları, akıllı enerji ve yeşil altyapı, dijital toplum ve farkındalık gibi teknolojik ve ye nilikçi akıllı kent çözümleri ile Trabzon’un mevcut iklim kırılganlıklarının giderilmesine yönelik çözüm önerileri getirilmiştir. Sonuç olarak, Trabzon’un kent morfolojisine özgü kırılganlıklar dikkate alınarak geliştirilen akıllı kent çözümleri, kentsel yapıya entegre edildiğinde iklim değişikliği karşısında kentin dirençliliğini artıracak ve sürdürülebilir kentsel gelişmeye katkı sağlayacaktır. İklim Değişikliğine Dirençli Kentsel Alanlar İçin Akıllı Kent Stratejileri: Trabzon Örneği"</p> Nurçin Seymen Aksu Duygu Sağlam Telif Hakkı (c) 2026 Nurçin Seymen Aksu- Duygu Sağlam https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 677 698 Millet Bahçelerinin Mekansal Kalite Düzeyinin Değerlendirilmesi: Kırklareli Millet Bahçesi Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/426 <p>"Günümüzde kentsel yaşamın hızla artan yoğunluğu ve karmaşıklığı, bireylerin hem toplumla hem de çevreyle etkileşim kurabileceği alanlara duydukları ihtiyacı artırmıştır. Bu ihtiyacın karşılanmasında, bir kamusal açık alan olan millet bahçeleri, önemli roller üstlenmektedirler. Bu mekanlar, kent kullanıcılarına; dinlenmeleri, sosyalleşmeleri, eğlenmeleri ve rekreasyonel aktivitelerini yerine getirmeleri için alanlar sunarak, bireylerin hem birbirleriyle hem de doğal ve yapma çevreyle etkileşim kurma potansiyellerini artırırlar. Bu nedenle, millet bahçelerindeki mekansal kalitenin; kullanıcıların beklentilerini ve taleplerini en yüksek düzeyde karşılaması gerekmektedir. Ancak, millet bahçelerinin mekansal kalite düzeyi ve kent yaşamına katkısı üzerine yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, Kırklareli Millet Bahçesi örneği üzerinden, millet bahçelerindeki mekan kalitesini, kullanıcıların deneyimleri ve geri bildirimleri aracılığıyla değerlendirerek; millet bahçelerinin bir kentsel açık alan sunmasına katkıda bulunacak göstergelerin belirlenmesidir. Bu amaçla, kullanıcıların mekan deneyimlerini ve etkileşimlerini doğrudan etkileyen mekansal kaliteyi sistematik bir şekilde değerlendirmek için Project for Public Spaces’in (PPS); “Sosyallik”, “Erişim ve Bağlantılar”, “Konfor ve İmaj”, “Kullanım ve Aktiviteler” temaları altında önerdiği sorular başta olmak üzere literatürde etkili olan araştırmacılar ile kuruluşlar tarafından önerilmiş olan mekansal kalite göstergelerinden yararlanılarak, Kırklareli Millet Bahçesi kullanıcılarına yönelik 5’li Likert Ölçeği formatında anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket çalışması kapsamında elde edilen bulgular, Kırklareli Millet Bahçesi’nin mekansal kalitesinin 4 ana tema açısından da iyi durumda olduğunu göstermektedir. Ancak, her ana tema altında belirli alanlarda iyileştirme gerektiği görülmektedir. Kullanıcılar tarafından, “Sosyallik” teması altında, mekanda gerçekleştirilen topluluk etkinliklerinin ve sosyalleşme alanlarının yetersiz olduğu ifade edilmiştir. “Erişim ve Bağlantılar” teması altında, otopark sayısının yetersiz olduğunu belirtilmiştir. “Konfor ve İmaj” teması altında, oturma yerlerinin, gölgelik elemanlarının, tuvaletlerin ve çöp kutularının yetersiz olduğu ifade edilmiştir. “Kullanım ve Aktiviteler” teması altında ise, mekanın kışın, yağışlı ve soğuk havalarda, sabah ve gece vakitlerinde kullanılmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, kullanıcıların deneyimleri ve geri bildirimleri aracılığıyla millet bahçelerinin mekansal kalite düzeyinin değerlendirilip, iyileştirilmesi gereken yönlerin belirlenebileceğini ortaya koymaktadır. Millet Bahçelerinin Mekansal Kalite Düzeyinin Değerlendirilmesi: Kırklareli Millet Bahçesi Örneği"</p> Oktay Tekin Murat Berk Evren Telif Hakkı (c) 2026 Oktay Tekin- Murat Berk Evren https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 703 723 Kentsel Dokunun Mikroklima Üzerindeki Etkisinin Yüzey Sıcaklıkları İle Ölçülmesi: Konya Kenti Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/427 <p>"Küresel iklim değişikliği, hızlı kentleşme ve artan nüfus yoğunluğu, kentsel alanlarda “ısı adası etkisi” olarak bilinen olgunun giderek artmasına neden olmaktadır. Bu etki; yapı yoğunluğu, yol kaplamaları, enerji tüketimi ve doğal yeşil alanların azalması gibi faktörlerin birleşimiyle şehirlerde kırsal alanlara kıyasla daha yüksek sıcaklıkların oluşmasına yol açmaktadır. Yapı yüksekliği, yol genişliği ve sokak yönelimi gibi kentsel doku özellikleri, ısı adasının şiddetini belirlemede belirleyici unsurlardır. Özellikle geçirimsiz yüzeyler (beton, asfalt, vb.) gün boyunca güneş ışığını absorbe ederek gece ısı yayılımına neden olmakta, bu da kent içi sıcaklıkları artırmaktadır. Bu çalışmada, Konya il merkezinde farklı özelliklere sahip dört bölge seçilerek (bahçeli konut bölgesi, küçük sanayi sitesi, Kulesite AVM çevresi ve Yazır mahallesi) ısı adası etkisi CBS tabanlı analizlerle incelenmiştir. Arazi kullanımı ve bitki örtüsü analizleri için NDVI ve NDBI indeksleri, kentsel yoğunluk için TAKS, KAKS, kat yüksekliği ve yeşil alan oranı gibi parametreler kullanılmıştır. 2024 Temmuz ayı verilerine göre, Kulesite AVM çevresinde yüzey sıcaklığı 31 °C’ye ulaşırken, mezarlık ve park alanlarında 0,4–16 °C arasında ölçülmüştür. NDBI değerleri kent merkezinde +1’e yaklaşırken, çeperde -1’e yaklaşmıştır. NDVI sonuçları da yeşil alanların sıcaklık düşürücü etkisini doğrulamaktadır. Sonuç olarak, kent merkezindeki yoğun yapılaşmanın ısı adası etkisini artırdığı, yeşil alanların ise bu etkiyi azaltmada kritik rol oynadığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda, Konya gibi kentlerde yeşil altyapı odaklı, iklim duyarlı planlama stratejilerinin geliştirilmesi önem arz etmektedir."</p> Merve Çakır Hale Öncel Telif Hakkı (c) 2026 Merve Çakır- Hale Öncel https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 725 753 Su Yüzeylerinin Acil Durum Erişim Hatları Olarak Kullanılma Potansiyellerinin Sayısal Yöntemlerle İncelenmesi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/428 <p>"Kentlerin yer seçimi ve morfolojik karakterlerinin oluşumunu etkileyen en önemli bileşenlerden biri su kaynaklarıdır. Denizyolu ulaşımının geliştiği kentlerde limanlar kentin diğer kentlerle bağlantısını sağlayan, ekonomik ve mekansal büyümeyi hızlandıran unsurlar olmuş, deniz ticaret yollarının sürekliliğini sağlamak için yapay kanallar inşa edilmiştir. Diğer yandan kent içindeki dereler ise karayolu ulaşımının sürekliliğini sağlamak üzere feda edilebilmekte, birçok derenin üzeri kapatılarak taşıt yolu haline getirilmektedir. Kentsel doku içlerine uzanan dereler kent ekolojisi, ekonomik değer, mikro klima etkisi, balıkçılık ve suyla ilişkili kültürel değerler ile kentsel yaşantı açısından son derece önemli olsa da çoğunlukla estetik özelliğine odaklanılmaktadır. Tüm faydalarına ek olarak özellikle İstanbul gibi aşırı yoğun ve deprem riski altındaki kentlerde acil durum erişim hatları olarak önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada kent içerisindeki su yüzeylerinin acil durum ulaşım hattı olarak kullanılma potansiyelleri incelenmektedir. İstanbul, Karadeniz, Marmara denizi, Haliç, İstanbul Boğazı, baraj gölleri ve denizi doku içlerine bağlayan dereleri ile su ulaşımı açısından önemli bir potansiyel sunmaktadır. Suya bağlı olarak büyüyen kentin 1950’lerden itibaren yaşanan göç dalgası, Boğaz köprüleri ve otoyolların etkisiyle ulaşım odaklı yayılma süreci yaşaması ile suyla ilişki zamanla zayıflamıştır. Derelerin kutu kesitlerle daraltılması, üzerlerinin tamamen veya kısmen kapatılması, sürekliliklerinin kesilmesi, yanlış kot çözümlemeleri gibi durumlar kent içerisinde dereleri görünmez hale getirmiştir (Erdem, Kaya, 2013). Derelerin konumları ve çevre dokulardaki artan yoğunluk, deprem riskleri ile birlikte düşünülünce durumun çok kritik olduğu açıktır. Dereleri erişilebilirlik kapsamında ele alan bu çalışmada su yüzeylerinin doku ile ilişkileri, çevre doku yoğunlukları, erişilebilirlik özelikleri, topografik özellikler, kıyı özellikleri, iskele, çekek yeri vb. kıyı yapıları ve kamusal açık alan özellikleri morfolojik olarak, CBS araçları ve sayısal yöntemlerle incelenmektedir. Su-kıyı ilişkisinin morfolojik Su Yüzeylerinin Acil Durum Erişim Hatları Olarak Kullanılma Potansiyellerinin Sayısal Yöntemlerle İncelenmesi"</p> H. Serdar Kaya Meltem Erdem Kaya Telif Hakkı (c) 2026 H. Serdar Kaya- Meltem Erdem Kaya https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 755 773 H.A.Y.A.T.: Her Açıdan Yaşamsal Ağlarla Tanımlanan Mahalle Modeli https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/429 <p>"Artan nüfusla birlikte tüm dünyada kentler gittikçe büyümekte, nüfus ve yapılaşma yoğunlukları artmaktadır. Global ölçekte iklim, sıcaklık değişimleri, su kaynaklarının azalması gibi problemler, doğal çevrede birçok dengesizlikleri de beraberinde getirmiş, mevsimsel sapmalar, ani mikro iklimsel olaylar daha sık karşılaşılan durumlar olmaya başlamıştır. Türkiye’de bunlara ek olarak aşırı ve düzensiz kentleşme ile ülkenin büyük kısmında yer alan fay hatları ve riskli zeminler yerleşmelerimizi afetlere karşı daha kırılganlaştırmakta, afetlerin ardından daha dramatik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Afet denince ilk akla gelen deprem, taşkın gibi doğal afetler olmakta, literatürde de geniş çaplı etkisi olan kuraklık, erozyon, salgınlar, savaşlar gibi çeşitli afetler doğal, teknolojik, insan kaynaklı afetler şeklinde sınıflandırılmaktadır. Diğer yandan zamana yayılmış bir şekilde ve çok yönlü değişimlerin sonucu olarak yaygınlaşan kadın ve çocuklara şiddet gibi bireysel ve toplumsal davranışlardaki çöküş de afet olarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda önerilen çalışma afet kavramını daha geniş olarak ele almakta, afete karşı dayanıklı/dirençli olma durumunu yapılarla sınırlamayıp en küçük sosyo-mekansal birim olarak mahalle bütününde çözmeyi önermektedir. Önerilen mahalle modelinin özgün yanı; “mekânsal ve sosyolojik bir birim olarak mahalleyi bir bütün olarak ele alması”, “geleneksel mahalle özelliklerini dikkate alarak yerel özelliklere uygun bir tasarım geliştirilmesi”, tasarımın sadece yapılar veya belirli bir afete önlem olarak değil, “olası farklı afetlere duyarlılığı artırırken mahalle yaşantısını destekleyecek şekilde dokuyu binalar, açık alanlar, yollar, parseller gibi tüm doku bileşenleriyle birlikte ele alarak bir mekân tasarım modeli geliştirilmesi”, “yerel özelliklere ve doğal iklimlendirme tekniklerine dikkat ederek enerji etkin ve sürdürülebilir bir mahalle modeli tasarlanması” olarak özetlenebilir. Önerilen model, ekolojik hassasiyetle tüm yaşamın birlikteliğini esas alarak, mahalle yaşamına zarar verecek her türlü unsuru da afetlerle birlikte değerlendiren bir mekansal tasarım modelidir. Mahalle modelinin çok boyutlu yaklaşımı, parametreleri ve modelde kullanılan sayısal yöntemler farklı yerleşmelere adapte edilecek H.A.Y.A.T.: Her Açıdan Yaşamsal Ağlarla Tanımlanan Mahalle Modeli"</p> H. Serdar Kaya Meltem Erdem Kaya Mine Çiçek Telif Hakkı (c) 2026 H. Serdar Kaya- Meltem Erdem Kaya- Mine Çiçek https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 775 791 Sivas Kentinin Yeşil Alan Dinamiklerinin İklim Değişikliği Bağlamında NDVI Analizi İle Değerlendirilmesi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/430 <p>"Kentsel alanlarda iklim değişikliğinin etkileri giderek daha belirgin hâle gelmekte; bu durum, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlama ve direnç geliştirme süreçlerinde yeşil alanların merkezi bir rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Yeşil alanlar, sundukları ekosistem hizmetlerinin ötesinde kent içi mikro iklimin düzenlenmesi, hava kalitesinin artırılması ve halk sağlığının desteklenmesi gibi çok yönlü katkılar sağlayarak iklim değişikliğiyle mücadelede stratejik bir araç niteliğindedir. Çalışmada Sivas ili merkez ilçe imar sınırları içerisinde 1990–2020 döneminde açık yeşil alanlarda meydana gelen değişimlerin ortaya konulmasını ve bu değişimlerin sıcaklık, yağış ve kuraklık gibi temel iklimsel göstergelerle ilişkilendirilerek değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, 1990, 2000, 2010 ve 2020 yıllarına ait Landsat uydu görüntülerinden elde edilen NDVI verileri kullanılmış; bitki örtüsünün yoğunluğu ve mekânsal dağılımındaki farklılaşmalar zamansal analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Böylece yeşil alanların sadece miktarsal değişimi değil, aynı zamanda kent içerisindeki dağılım örüntüleri de ortaya konmuştur. İklimsel verilerle oluşturulan grafiksel karşılaştırmalar, NDVI değişimlerinin sıcaklık artışı, azalan yağış ve artan kuraklık eğilimleriyle olan ilişkisini görsel olarak da desteklemektedir. Yeşil alanlar yalnızca çevresel dirençlilik açısından değil, aynı zamanda fiziksel aktiviteyi destekleme, stres düzeyini azaltma ve sosyal etkileşimleri teşvik etme gibi insan sağlığına yönelik işlevleriyle de önem taşımaktadır. Bu yönüyle çalışma, kentsel ekosistemlerin iklim değişikliği bağlamında değerlendirilmesine katkı sunmakta ve sürdürülebilir kentsel planlama stratejileri için bilimsel bir temel oluşturmayı hedeflemektedir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, yeşil alanlardaki değişimin yalnızca miktar değil, aynı zamanda ekolojik nitelik açısından da gerilediğini ortaya koymaktadır. NDVI analizleri, düşük yoğunluklu bitki örtüsünün zamanla baskın hâle geldiğini göstermekte; bu durumun sıcaklık artışı ve yağış azalışı gibi iklimsel değişkenlerle Sivas Kentinin Yeşil Alan Dinamiklerinin İklim Değişikliği Bağlamında NDVI Analizi ile Değerlendirilmesi"</p> Burcu Çirci Selçuk Sefa Furkan Selçuk Telif Hakkı (c) 2026 Burcu Çirci Selçuk- Sefa Furkan Selçuk https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 793 804 Yeni Şehir Hareketi ve 15 Dakikalık Kent Yaklaşımı Kesişiminde Sosyalist Bir Kent: Nowa Huta https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/431 <p>"Kentler, tarih boyunca farklı ideoloji ve düşüncelerin yönlendirdiği planlama ve tasarım yaklaşımlarıyla şekillenmiştir. Bu yaklaşımlardan biri olan ütopyacı, normatif ve determinist özellikler taşıyan Yeni Şehir Hareketi, 20. yüzyıl şehir planlama anlayış ında önemli bir yere sahiptir. Ebenezer Howard’ın Bahçeşehir Hareketi (1902) ve Perry’nin Mahalle Birimi Şeması (1929), topluluk odaklı mekânsal düzenlemelerin temelini oluşturmuştur. Günümüzde ise akıllı büyüme, sağlıklı şehirler, toplu taşıma odaklı topl uluklar ve 15 dakikalık kentler gibi yaklaşımlar, Yeni Şehir Hareketi ile önemli benzerlikler taşımaktadır. 15 dakikalık kentler; yakınlık, yoğunluk, çeşitlilik, dijitalleşme, insan ölçeğinde tasarım, esneklik ve bağlantılılık bileşenleri üzerine kuruludur . Bu çalışma, Yeni Şehir Hareketi’nin temsiliyeti ve sosyalist bir ideal olarak tasarlanan Nowa Huta kentinin inşa sürecini ele almaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası sosyalist realizm döneminde tasarlanan Nowa Huta, simetri ve klasik formların hâkim olduğu mekânsal organizasyonu ile dikkat çekmektedir. Araştırmada, MRG Conzen’in (1960) kent-plan çözümlemesi kullanılarak Nowa Huta’ya dair bir morfolojik bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda 15 dakikalık kent bileşenleri bağlamında Nowa Huta özelinde sorgulamalar yapılmıştır. Karşılaştırmalı analiz sonucunda, Nowa Huta’nın mekân kurgusu ile 15 dakikalık kent bileşenleri arasında yakınlık, yoğunluk, çeşitlilik, insan ölçeği ve bağlantılılık gibi boyutlarda önemli benzerlikler bulunmuştur. Buna karşın d ijitalleşme ve esneklik ilkeleri bakımından farklılaşma gözlenmiştir. Günümüzde karma kullanımların arttığı ve çeşitliliğin geliştiği Nowa Huta, 15 dakikalık kent yaklaşımıyla ilişkili olarak güncel tartışmalara katkı sağlayabilecek bir potansiyel taşımaktadır. Sonuç olarak, 15 dakikalık kent yaklaşımının köklü bir yenilik değil, tarihsel planlama ilkelerinin çağdaş bir yorumu olarak ortaya çıkmakta; kentsel mekân üretiminde geçmişten gelen benzer yaklaşımları ve öngörüleri yeniden gündeme taşımaktadır. Son uç olarak çalışma, kentsel mekân üretiminde tarihsel sürekliliği ve geçmiş deneyimlerin günümüz sorunlarına yönelik çözüm üretmedeki yol gösterici rolünü öne çıkarmaktadır."</p> Buket Kösa Beyza Karadeniz Telif Hakkı (c) 2026 Buket Kösa- Beyza Karadeniz https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 809 827 Kent İçi Yolculuk Ağları Üzerine Çoklu Aktivite Perspektifinden Bir İnceleme: Ankara Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/432 <p>"Kentsel ortamlarda insan faaliyetlerinin temel bir bileşeni olan hareketlilik davranışları, kentsel mekânın morfolojik yapısıyla yakından ilişkilidir. Literatürde insan hareketliliği perspektifinden kentsel yapılar üzerine çeşitli çalışmalar bulunsa da ken t içi yolculuk ağları (intra -urban travel networks, UTN) ile yapılı çevre arasındaki ilişkileri çoklu etkinlik bağlamında ele alan araştırmalar sınırlıdır. Bu çalışma, Ankara kentinde iş, alışveriş ve yeme-içme amaçlı yolculukları temel alarak, UTN’lerin y apısal özelliklerini ve bunların morfolojik özellikler ile sosyoekonomik faktörler arasındaki ilişkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, Ankara’nın merkez ilçelerinde 1800 hane ile yürütülen anket çalışmasıyla yolculuk verileri toplanmış; ArcGIS Pro’nun Survey1,2,3 arayüzüyle başlangıç -varış konumları vektörel olarak kaydedilmiştir. Kızılay, Ulus ve Bahçelievler merkezleri üzerinden tanımlanan UTN’lerin yapısal özelliklerini ortaya koymak amacıyla seyahat mesafeleri, yolculuk için kullanılan ulaşım modları ve yolculuk süreleri analiz edilmiştir. Ayrıca, varış noktalarını oluşturan üç merkezin yapılı çevre özellikleri, Conzen’in kentsel form göstergelerine dayalı olarak analiz edilmiş; Mekânsal Tasarım Ağ Analizi (sDNA) ile sokak ağı merkezi liği (yakınlık ve aradalık), yoğunluk indeksi (ABEI) ile yapılı çevre yoğunluğu, ilgi çekici nokta (Points of Interest, POI) verileri üzerinden de arazi kullanım yoğunluğu ve çeşitliliği (entropi) hesaplanmıştır. Sosyoekonomik özelliklerin hareketlilik dav ranışları üzerindeki etkilerini belirlemek için tanımlayıcı istatistikler ve ANOVA testi uygulanmıştır. Bulgular, gelir düzeyi, yaş ve çocuk sayısı gibi faktörlerin merkeze yönelim kararlarını anlamlı düzeyde etkilediğini göstermiştir. Kentsel alanlarda yü ksek entropi değerlerinin çok amaçlı yolculukları teşvik ettiği; düşük gelir düzeyine sahip bölgelerde daha uzun mesafeli iş yolculuklarının öne çıktığı belirlenmiştir. Çalışma, mekânsal yapı ile sosyoekonomik dinamiklerin yolculuk davranışları üzerindeki etkilerini görünür kılarak ulaşım ve planlama politikaları için önemli içgörüler  Bu çalışma 122K902 numaralı ve 'Yerleşim Sistemleri Örüntülerini Tanımlamada Yeni Bir Yöntemsel Yaklaşım' başlıklı TÜBİTAK-SOBAG projesi kapsamında geliştirilmiştir . Kent İçi Yolculuk Ağları Üzerine Çoklu Aktivite Perspektifinden Bir İnceleme: Ankara Örneği"</p> Cansu Güller Çiğdem Varol Telif Hakkı (c) 2026 Cansu Güller- Çiğdem Varol https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 829 840 Alternatif Ulaşım Mı, Kentsel İşgal Mi? Ankara–Yenimahalle Teleferik Hattının Mekânsal Entegrasyonu ve Kentsel Dokuya Etkisi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/433 <p>"2000’li yıllardan itibaren dünyada i giderek artan sayıda kentsel alanda, insanları taşımak için nispeten ucuz, sürdürülebilir ve yenilikçi bir yöntem sunan teleferik sistemleri kurulmaya başlanmıştır. Teleferik sistemleri ulaşım süresini kısaltarak, çevre, gürültü, hava kirliliği ve trafik gibi problemleri minimize eden alternatif toplu taşıma sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Teleferik sistemleri, özellikle engebeli arazilerde alternatif ulaşım yöntemi olarak ortaya çıksa da, kentsel mekâna entegrasyonundaki plansızlıklar nedeniyle yeni sorunlar üretebilmektedir. Teleferik ulaşımlarının, teknik, ekonomik ve çevresel olarak değerli bir şekilde katkı sağlamayabilmesi için mevcut toplu taşıma ağlarına dikkatli bir şekilde eklenmesinin yanı sıra kentsel morfoloji açısından da belirli kriterleri sağlamalıdır. Ancak, teleferik hatlarının kentsel mekâna entegrasyonları plansız bir şekilde gerçekleştirildiğinde, kamusal alanların kullanımı ile kentsel dokuda süreklilik açısından çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu çalışma, imar planı iptali nedeniyle günümüzde hizmet vermeyen ve atıl halde duran, Türkiye'deki kentsel ulaşım projelerinin mekânsal entegrasyon eksikliğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıkan Ankara-Yenimahalle Teleferik Hattı’nı inceleyerek, bu projenin kent üzerindeki mekânsal etkilerini ve bu hattın mekânsal entegrasyonunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, Yenimahalle- Şentepe Teleferik Hattı’nda taşıyıcı ayaklarının ve durakların mekânsal konumları proje öncesi-sonrası uydu görüntüleri ve morfolojik haritalama üzerinden karşılaştırılarak sokak dokusundaki değişim ve yaya-araç erişim ağındaki kopukluklar incelenmiştir. Projenin çevresel etkilerini analiz etmek için durakların çevresindeki kamusal alan kaybı, yaya ulaşımı, erişilebilirliği, yoğunluğu ve trafik akışına dair veriler yerinde inceleme ile fotoğraflarla belgelenmiştir. Bulgular ışığında teleferik hattının yerleşim düzeninin yaya öncelikli kent planlaması ilkeleriyle uyumsuz olduğu tespit edilmiştir. Plansız yerleşim sonucunda, durakların araç yolları üzerinde konumlandırılması, taşıyıcı ayakların sokakları işgal etmesi, kentsel dokuda, yaya-araç ağında ve kamusal mekânlarda Alternatif Ulaşım mı, Kentsel İşgal mi? Ankara-Yenimahalle Teleferik Hattının Mekânsal Entegrasyonu ve Kentsel Dokuya Etkisi "</p> Damlanur İlipınar Cansu Türker Telif Hakkı (c) 2026 Damlanur İlipınar- Cansu Türker https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 843 855 Türkiye İmar Mevzuatında Amaçlanan-Mekan–Biçimi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/434 <p>"Modern dönemde kente biçim verme işinin temel belirleyicileri arasında hukuk kuralları gelmektedir. Mekanın biçimini düzenleme süreçlerini kapsayan planlama ve mimarlık faaliyetleri büyük oranda yazılı hukuk kuralları tarafından çevrelenmiş durumdadır. Hukuk kuralları, toplumsal yaşamı düzenlemeyi amaçlarken, aynı zamanda yaşamın sürdüğü mekanın biçimini de düzenlemeyi amaçlamaktadır. Kuralın zihninde bir toplum yapısı olduğu kadar bir de amaçlanan -mekan- biçimi vardır. Bu amaçlanan -mekan-biçimi bazen somut, tutarlı ve açıkça ifade edilmekte, bazen muğlak ve dolayımlı içerik lerden anlaşılmaktadır. Kural, amaçlanan -mekan-biçiminin yanı sıra mekanı biçimlendirirken kullanılacak araçları, sınırları, aktörleri, yetkileri ve yaptırımları da belirlemektedir. Bu bildiride, Türkiye’de geçmişten günümüze amaçlanan -mekan-biçimi imar mevzuatını oluşturan hukuk belgeleri üzerinden irdelenecektir. Kentsel arazi kullanışlara ve bunların bir araya gelişine ilişkin yürürlüğe konan kurallar belirli bir çeşit kent mekanı elde etmenin amaçlandığına işaret etmektedir. Örneğin, bu kurallar, kent mekanının mevcut biçimini yeniden üretmeyi mi, eski biçimleri yeniden canlandırmayı mı, yoksa yepyeni biçimler üretmeyi mi amaçlamaktadır? Bu kuralları tanımlarken erişmek istediği ke nt büyük bir metropol müdür yoksa küçük bir kasaba mıdır? Önerdiği niceliksel veya niteliksel yapılaşma koşulları, listesindeki kentsel arazi kullanış kategorileri, izin verdiği alt ve üst sınırlar hangi mekan biçimlerine olanak tanımakta, hangilerini dışa rıda bırakmaktadır? Bu tür soruları soran bildiri yasa koyucunun amaçladığı mekan biçimini tanımlamaya odaklanmaktadır. İncelemede, kural koyucu tarafından amaçlanan -mekan-biçiminin tarihsel değişimi yürürlüğe girmiş yazılı hukuk kuralları üzerinden gözlem lenmektedir. Pratik mekan biçimleri, bu biçimlerin değişimleri ve değişimlerin nedensel çözümlemesi bu incelemenin konusu değildir. Aynı şekilde, siyasetçilerin çok çeşitli söylemlerinde kamuoyuna ifade ettikleri veya yasaların madde gerekçelerinde yazılan açıklamalar da bu incelemenin konusu değildir. İncelemede, kural koyucu tarafından amaçlanan-mekan-biçiminin tarihsel değişimi yürürlüğe girmiş yazılı hukuk kuralları üzerinden gözlemlenmektedir. İnceleme yöntemi hermenötiğin hukuk araştırmalarında kullanılan teleolojik yorum tekniğinin uygulanmasıdır. Türkiye’de Cumhuriyet öncesi dönemdeki fermanlardan, son dönem kentsel tasarım rehberlerine kadar uzanan süreçte mekan düzenlemeye dair çok sayıda v e türde hukuk kuralı yürürlüğe konmuştur. Bildiride, mekan biçimlendirmede uymakla zorunlu kılınan türdeki bağlayıcı hukuk kurallarından imarla ilgili kanunlar ve yönetmelikler sorgulanarak, amaçlanan -mekan-biçimleri tanımlanmaktadır. Türkiye İmar Mevzuatında Amaçlanan -Mekan-Biçimi"</p> Gökhan Hüseyin Erkan Telif Hakkı (c) 2026 Gökhan Hüseyin Erkan https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 859 871 Havzaların Ekolojik Değerlerinin Korunması ve Planlanmasında Yasal Mevzuatların Yeri: Konya Kapalı Havzası Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/435 <p>"Havzalar içerdiği doğal ve ekolojik desenler ile önemli ekosistemlere sahip olup; artan nüfus, antropojen kaynaklı baskılar, coğrafi karakteristiğe uymayan yanlış arazi kullanımları ve küresel -ulusal yasal mevzuata aykırı kullanımlara bağlı olarak ekolojik bozulma ve habitat parçalanmasına maruz kalmaktadır. Bozunuma uğrayan kentsel morfolojinin yanında beşerî coğrafya da olumsuz etkilenmekte, bölge halkının sosyoekonomik yapısını değiştirmektedir. Bu noktada havzalarda sınırları belirleyen, karşı karşıya g elen ekonomik -ekolojik ihtiyaçlar arasındaki optimal dengeyi ve koruma -kullanma dengesini sağlayan araçlar, yasal mevzuatlardır. Fakat mevzuatlardaki istisnai durumlar, kamu yararı ibareleri, uyumsuzluklarla birlikte vermiş olduğu belirsizlik ve açıklar ne ticesinde; havzadaki flora, fauna, endemik türler, habitatlar, ekolojik bütünlüğe ve biyoçeşitliliğe sahip hassas ekosistemler zarar görmektedir. Mekânsal planların bağlı olduğu yasa ve yönetmelikler bulunmakta fakat yetki karmaşası, kurumlar arası müdahal e sorunları, havza ekosistemi b ütününe aykırı kararlar barındırması, havzaların özgün ekolojik değerlerine standart koruma prensipleri getirmesi neticesinde de var olan planlar doğal değerler konusundaki gelecek kaygılarını azaltmamakta, daha da artırma ktadır. Çalışmanın materyalini oluşturan Konya Kapalı Havzası ise hassas karasal ve akuatik ortamları ile ekolojik sürecin kesintiye uğradığı, bozunuma maruz kalan bölge profilindedir. Ekosistem unsurlarının doğal nedenli sorunlara maruz kalmasının yanında mevcut planlardaki yanlış stratejilerin ve yasal çerçevedeki sorunların eklenmesi neticesinde ekolojik bozulmaların meydana geldiği görülmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın teorik çerçevesinde havza ekosistem unsurlarının birbirleriyle olan ilişkiler ağı ele alınm ış; ardından ekosistem unsurlarına yönelik temel yasal düzenlemelere yer verilmiştir. Küresel, bölgesel ve yerel ölçekte çevre kavramı incelenmiş; anayasalar, kanunlar, uluslararası sözleşmeler ve yönetmeliklerde ekoloji, çevre ve koruma kavramlarına yönel ik ibareler ele alınmıştır. Çevresel korumada mevzuatların yeterliliği ve kapsayıcılığı, çalışmanın uygulama boyutunda Konya Kapalı Havzası örneklem alanı üzerindeki sonuçlar üzerinden tartışılmıştır. Çalışma sonucunda hassas havza ekosistemindeki denge ka ybında ve yanlış arazi kullanım kararlarında; yasal mevzuattaki eksikliklerin, istisnai durumların, uyumsuzlukların ve kamu yararı ibarelerinin önemli paya sahip olduğu ortaya konulmuştur. Havzanın korunmaya değer olan işlevlerinin bozulma nedenini ortaya koyarak, koruma yaklaşımının planlama sürecine yasal çerçevenin dahil edilmesi sonucunda sürdürülebilirliğin mümkün olabileceği tartışılmaktadır. Havzaların Ekolojik Değerlerinin Korunması ve Planlanmasında Yasal Mevzuatın Yeri: Konya Kapalı Havzası&nbsp; Örneği"</p> Sena Şükran Türedi Mustafa Var Telif Hakkı (c) 2026 Sena Şükran Türedi- Mustafa Var https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 873 887 Kırsal Yerleşimlerde Yapılı ve Doğal Çevre Mirasının Tespiti: Birgi, Urla–İzmir https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/436 <p>"Birgi, Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde, İzmir’in Urla ilçesine bağlı tarihî bir kırsal yerleşimdir. Bu çalışmanın amacı, Birgi’nin yapılı ve doğal çevresine ait somut ve somut olmayan miras değerlerini ortaya koymak ve bu değerlerin zaman içindeki değişimini k oruma bağlamında değerlendirmektir. Çalışmanın yöntemi, mimari restorasyon disiplini araçları olan, arşiv araştırması, sözlü anlatılarla desteklenen veri toplama süreci, veri analizi ve değerlendirme aşamalarından oluşmaktadır. Birgi, Urla Yarımadası’nda bulunan Barbaros Ovası’nda, tarihi Urla -Çeşme yolu üzerinde konumlanmaktadır. Yerleşimin batısında teraslanmış yamaçta tarihi konut alanı, arazinin olanaklarından yararlanılacak şekilde doğu güneşine ve ova manzarasına hâkim olac ak şekilde topoğrafyaya uygun iç içe parsel düzeni ile konumlanmaktadır. Konut dokusunun bittiği düzlükte ise yerleşimdeki dar ve kıvrımlı sokakların kesiştiği yerde Birgi Cami, köy kahvesi ve dükkanların bulunduğu köy meydanı bulunmaktadır. Yerleşimin geçmişi tarih öncesi dönemlere kadar uzanmakta olup, 19. yüzyılda Türk ve Rum nüfusun birlikte yaşadığı bilinmektedir. 1923 Lozan Antlaşması sonrası Rumlar Yunanistan’a göç ederken, Birgi’ye çoğunlukla Selanikli Türk mübadiller yerleşmiştir. Gün ümüzde Değirmentepe eteklerinde bulunan değirmen kalıntıları, konutların konumlandığı teras izleri gözlenebilmektedir. Ayrıca bölgede yaşamış olan Rum halkın anlatımlarında yer alan doğal unsurların izleri ve kolektif hafızanın kırsal yaşamdaki sürekliliği , yerleşimde kullanılan yer ve mevki adlarında da açıkça görülmektedir. 2012’de mahalle statüsü kazanan Birgi’de, göçler ve tarımın terk edilmesi yapıların bozulmasına neden olmuştur. Son yıllarda yaşanan turizm odaklı dönüşüm, doğal alanları tehdit eden niteliksiz yapılaşmaları artırmıştır. Tüm bu baskılara rağmen, Birgi özgü n konut dokusu, tarım terasları, zeytinlikleri ve devam eden üretim pratikleriyle kırsal mirasın önemli bir örneğidir. Özgün konut yapıları, değirmen kalıntıları, geleneksel tarım terasları, zeytinlikler ve kolektif hafızada yer eden yer adları gibi unsurl ar, yerleşimin kültürel sürekliliğini yansıtmaktadır. Kırsal Yerleşimlerde Yapılı ve Doğal Çevre Mirasının Tespiti: Birgi, Urla -İzmir "</p> Ayşen Etlacakuş Telif Hakkı (c) 2026 Ayşen Etlacakuş https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 891 906 Kırsal Tarihi Yerleşimlerde Geleneksel Ekolojik Mimari: Antakya Vakıflı Köyü Üzerine Bir İnceleme https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/437 <p>"Hatay ili Samandağ ilçesine bağlı Vakıflı Köyü; Musa Dağı’nın eteklerinde, 150 metre rakımda yer alan, plansız ve dağınık bir yerleşim düzenine sahip küçük bir kırsal yerleşimdir. Zengin doğal kaynaklarla çevrili olan köyde, geleneksel taş malzeme ve yığma teknikle inşa edilmiş, Ermeni mimari özelliklerini yansıtan konutlar bulunmaktadır. Köydeki geleneksel konutlar, 2023 yılında meydana gelen deprem felaketinden etkilenmiş ve bazı yapılar hasar görmüştür. Buna ek olarak, ekonomik zorluklar ile malzeme ve u sta eksikliği gibi sorunlar, restorasyon ve bakım çalışmalarını zorlaştırmaktadır. Yerleşkede bulunan konutların güncel ihtiyaçlara cevap verememesi de yapıların dönüşüm ve bozulma riskini artırmaktadır. Bu çalışma, geleneksel özellikleri ile ön plana çıka n bir Ermeni köyü olan Hatay -Antakya Vakıflı Köyü’nde, kırsal geleneksel konutların mekânsal düzenini, malzeme kullanımını, ekolojik özelliklerini ve korunma durumunu incelemeyi amaçlamaktadır. Köydeki konutların kültürel miras değerleri ve korunma sorunla rı değerlendirilmiş; elde edilen bulgular, ekolojik ve mimari sürdürülebilirlik perspektifinde tartışılmıştır. Çalışmanın yöntemi, nitel araştırma yaklaşımına dayanmaktadır ve dört temel aşamadan oluşmaktadır: Literatür Taraması ve Arşiv Çalışmaları: Kırsa l ekolojik mimari, geleneksel konut tipolojileri ve kültürel miras yönetimiyle ilgili ulusal ve uluslararası akademik çalışmalar incelenmiştir. Saha Çalışmaları ve Dokümantasyon: Yerinde yapılan gözlemlerle köydeki konutların mevcut fiziksel durumu analiz edilmiş; yapı tipolojileri, malzeme kullanımı ve mekânsal organizasyon açısından değerlendirilmiştir. Uzman ve Yerel Halk Görüşmeleri: Mimari restorasyon uzmanları, yerel yönetimler ve köy halkı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek, bölge deki koruma sorunları, yapıların dönüşüm süreçleri ve ekolojik sürdürülebilirlik potansiyelleri hakkında bilgi toplanmıştır. Veri Analizi ve Değerlendirme: Toplanan veriler değerlendirilerek kırsal ekolojik mimari, kültürel miras yönetimi ve sürdürülebilir koruma bağlamında incelenmiştir. Çalışma sonucunda, Vakıflı Köyü’ndeki geleneksel konutların ekolojik ve kültürel değerlerini sürdürülebilir kılmak için restorasyon, yeniden işlevlendirme ve ekolojik turizm önerileri geliştirilmiştir. Fiziksel koruma önle mlerinin yanı sıra, köy , Kırsal Tarihi Yerleşimlerde Geleneksel Ekolojik Mimari: Antakya Vakıflı Köyü Üzerine Bir İnceleme"</p> Elif Uğurlu Murat Tutkun Merve Tutkun Telif Hakkı (c) 2026 Elif Uğurlu- Murat Tutkun- Merve Tutkun https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 909 922 Ilısu Barajı’nın Kırsal Yerleşimlerde Yol Açtığı Morfolojik Dönüşümlerin Entropi Temelli Analizi: Çeltikbaşı Köyü Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/438 <p>"Küresel ölçekte artan çevresel, mekânsal ve toplumsal krizler, yerleşimlerin sürdürülebilirliğini tehdit etmekte; özellikle kırsal alanlarda mekânsal süreklilik ve kültürel bütünlük üzerinde kalıcı kırılmalara yol açmaktadır. Bu bağlamda büyük ölçekli alty apı projeleri yalnızca fiziki çevreyi dönüştürmekle kalmamakta, aynı zamanda kırsal yerleşimlerin sosyo-kültürel yapısını, üretim ilişkilerini ve yaşam pratiklerini de etkilemektedir. Türkiye'nin en büyük hidroelektrik projelerinden biri olan Ilısu Barajı, yaklaşık 200 yerleşim yerini doğrudan etkileyerek zorunlu göçe neden olmuş ve ekolojik, sosyal ve morfolojik düzeyde ciddi süreksizlikler yaratmıştır. Bu çalışma, baraj nedeniyle tamamen sular altında kalan Siirt iline bağlı Çeltikbaşı Köyü’nü örneklem ol arak ele almakta; kırsal morfolojideki dönüşümü Gri Seviye Eş Oluşum Matrisi (GLCM) tabanlı dört temel parametre (entropi, kontrast, enerji ve homojenlik) üzerinden değerlendirmektedir. 2018 (baraj öncesi) ve 2025 (baraj sonrası) yıllarına ait uydu görüntü leriyle yapılan analizlerde, entropi ve kontrast değerlerinin arttığı; enerji ve homojenliğin ise azaldığı belirlenmiştir. Entropi ve kontrasttaki artış, yeni yerleşim dokusunun daha karmaşık ve parçalı hale geldiğini gösterirken; düşen enerji ve homojenli k değerleri, mekânsal sürekliliğin zayıfladığını ortaya koymaktadır. Geleneksel kırsal dokudan kopuş, doğal çeşitliliğin ve mekânsal hafızanın kaybı anlamına gelmektedir. Çalışma ayrıca, Cernea’nın IRR modeli ve Scudder’ın evre modeline teorik referansla s osyo- mekânsal dönüşüm sürecini bağlamsallaştırmakta; ancak bu modellerin hipotezlerini doğrudan test etmemektedir."</p> Esra Bayazıt Esra Şırkı Telif Hakkı (c) 2026 Esra Bayazıt- Esra Şırkı https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 925 936 İtalyan Tipomorfoloji Ekolü Perspektifinde Beyoğlu Tarihi Çekirdek Gelişiminin Kutup-Rota Bileşenleri Üzerinden İncelenmesi https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/442 <p>Kent dokusu, yerleşimin sosyo-ekonomik, kültürel ve politik yapısı doğrultusunda şekillenen bir sürecin ürünüdür; bu sebeple zamanla kentsel dinamiklerin değişmesiyle birlikte dönüşmekte ve evrilmektedir. Kent morfolojisi çalışmaları ise dokunun oluşum ve dönüşüm sürecini dokunun bileşenleri aracılığıyla inceleyerek toplumdaki değişimin fiziki mekâna yansımasını okumaya odaklanmaktadır. Kent morfolojisinde İtalyan ekolü, geliştirdiği tipomorfolojik yaklaşımla dokunun günümüzdeki formunu tarihsel faktörlerle gelişen oluşum süreciyle ilişkili olarak ortaya koymayı hedeflemektedir. Tipomorfolojik yaklaşıma göre dokunun oluşumu kutup noktalarıyla başlayıp sonrasında kutup noktaları arasındaki bağlantı matris rotalar ile kurulmaktadır. Zamanla rotaların arasında kalan alanlarda yapılar ve yapıların açık alanlar oluşmakta ve yerleşimlerin oluşum ve dönüşüm süreci sürekli olarak devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, İstanbul en eski yerleşimlerinden biri olan Beyoğlu tarihi çekirdeğinin ilk yerleşim sürecinden günümüze kadar olan tarihsel gelişimini İtalyan ekolünün tipomorfolojik yaklaşımı ile incelemektir. İlk yerleşim izlerinin MÖ. 300’lü yıllara dayandığı Beyoğlu, tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş, özgün ve çok katmanlı bir dokuya sahip bir yerleşimdir. Tarihsel süreç içinde gerçekleşen birçok sosyal, kültürel ve politik kırılma noktası, kent dokusunun dönüşüm ve gelişim sürecini etkilemiş ve doku katmanlarının / bileşenlerinin zenginleşmesine olanak sağlamıştır. Öncesinde çok düşük yoğunluklu kırsal bir yerleşim olan Beyoğlu, günümüzde İstanbul’un turizm ve kültür merkezi olan yoğun yapılaşmış bir kentsel alana dönüşmüştür. Tipomorfolojik yaklaşımın kutup ve rota bileşenleri üzerinden yapılan incelemeler doğrultusunda Beyoğlu tarihi kent dokusunun ilk olarak Haliç kıyısında oluştuğu, 8. yüzyılda Galata’dan Tophane kıyılarına kadar sur içinde geliştiği, 15. yüzyılda sur dışında Galatasaray Lisesi, Tophane ve Mevlevihane iç kutupları etrafında genişlediği ve 16-17. yüzyıllarda Cadde-i Kebir etrafında yayılmaya başladığı görülmektedir. 18-19. yüzyıl itibariyle artan nüfus ile beraber sosyo-kültürel yapı zamanla değişmiş, yerleşim lekesinin matris rotalar ve iç kutuplar etrafında yayılmasıyla Beyoğlu tarihi çekirdeği 20. yüzyılın sonuna doğru tamamen yapılaşmış bir alana dönüşerek gelişim sürecini tamamlamıştır.</p> Şebnem Çebi Eren Kürkçüoğlu Telif Hakkı (c) 2026 Şebnem Çebi- Eren Kürkçüoğlu https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-15 2026-04-15 938 950 Tarihi Meydanlarda Karma Arazi Kullanımına Dayalı Kentsel Formun İncelemesi: Samsun İlkadım Saathane Meydanı Örneği https://www.tnum.org.tr/index.php/tnum/article/view/443 <p>Kent meydanları kentlerin özellikle sosyo-kültürel gelişimine yön veren kamusal alanlar arasındadır. Tarihi kent meydanları bu sosyo-kültürel çekim gücünü çoğu kez içinde veya çevresinde bulunan tarihi yapılardan almaktadır. Tarihi yapıların çekim gücünün yanında bu meydanların ticaret gibi karma arazi kullanım işlevlerine sahip olması meydanların sürekli kullanımına destek olup canlılığını artırabilmektedir. Ancak bu karma arazi kullanımı beraberinde karmaşık kentsel sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu sorunların başında trafik yoğunluğu, yaya erişimi, gece gündüz güvenliği, tarihi yapıların yoğunluk yüzünden yeterince algılanamaması, rekreasyon alanlarının yetersizliği, gibi kentsel sorunlar gelebilmektedir. Bu çalışmada Samsun ili İlkadım ilçesinde yer alan tarihi Saathane Meydanı’nın günümüz karma arazi kullanımına dair mekânsal ve işlevsel sorunları tipo-morfolojik perspektiften araştırılmaktadır. Bu çalışmanın amacı özellikle Saathane Meydanı ve yakın çevresinde kent formunu oluşturan kentsel çevre öğelerinin kullanıcılar üzerindeki etkilerini ölçmek ve bu bağlamda kentsel morfolojiye dair sorunları tespit etmektir. Temel araştırma sorusu arasında tarihi meydanlarda karma arazi kullanımının doğurmuş olduğu karmaşık kentsel işlevin kullanıcılar üzerinde nasıl bir etki bıraktığı yer almaktadır. Bunun yanında bölgeye ait bu karmaşık kentsel dokuda hangi unsurların baskın olduğu ve nedenleri araştırılmaktadır. Bu araştırma sürecinde alana dair sorun ve potansiyelleri derinlemesine tespit edebilmek için öncelikle alan ziyaretçilerine yüz yüze açık uçlu sorular içeren anket uygulanmıştır. Meydana ait detaylı kentsel sorun ve potansiyeller anket sonuçlarına göre ortaya konulmuştur. Araştırmanın devamında bu sorun ve potansiyellerin kent formu ile ilişkisinin olup olmadığı kent formunu içeren haritalar üzerinden araştırılmıştır. Bu kentsel form-neden araştırması yapılırken alanın bu çalışmada oluşturulan üç boyutlu modellemelerinden ve kentsel tipo-morfolojik analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda meydana dair karma arazi kullanımının getirmiş olduğu kentsel potansiyellerin yanında özellikle çoğu kez ilk görüşte anlaşılması zor olan yine alana ait kentsel tipo-morfolojik temelli işlevsel sorunlar ortaya konulmuştur. Günümüzde hala kentsel dönüşüm ve yenileme projelerinin devam ettiği çalışma alanında bu araştırma sonuçlarının alana dair ilerleyen projelerde göz önüne alınmasının kullanıcı memnuniyetini artıracağı ön görülmektedir.</p> Cem Ayık Telif Hakkı (c) 2026 Cem Ayık https://creativecommons.org/licenses/by/4.0 2026-04-16 2026-04-16 952 963